|
||
| Diabetin Tipleri Nedenleri? Diabet denilince, kandaki glukoz metabolizmasının bozulmasına yol açan birbirinden ayrı iki tablo anlaşılır. Juvenil diabet olarak da adlandırılan tip 1 diabet, genellikle çocuklukyaşlarında ortaya çıkar. Nedeni, pankreasın beta hücrelerinin yeterikadar insülin üretememesidir. Bilindiği gibi insülin, sindirimsisteminin gıdalardaki unlu, şekerli, nişastalı maddeleri işleyerekoluşturduğu ve kana karışmasını sağladığı glukozun, hücrelere giripkullanılmasını yani enerji üretilmesini sağlayan bir hormondur. Yeterliinsülin bulunmadığı taktirde, kanda bol miktarda bulunan glukozhücrelere giremez, hücreler açlık çekerler. Bunun aşırı olması,hücrelerin ve dolayısıyla hastanın ölümüne yol açabilir. Bu nedenle tip1 diabeti olan hastaların, glukoz metabolizmasını düzenlemek için, ömürboyu, insülin takviyesi yapmaları gerekir. Tip 2 diabet yaşamın daha geç dönemlerinde ortaya çıkar. Pankreasınyeterli insülin üretememesinin yanısıra, vücut hücrelerinin insülindenetkilenmelerinde de bozukluk vardır. Yani kanda yeterli. hatta çoğuzaman fazla, glukoz ve insülin bulunmasına rağmen hücreler glukozu alıpkullanamaz yani açlık çekerler. Diğer bir deyişle tip 2 diabetiklerdeinsülin, ´glukozun kapı bekçisi´ olma görevini yapamamaktadır,dolayısıyla hücrelerin glukoza kapısı kapalıdır. Zaman içindehastaların çoğunda insülin üreten beta hücrelerinde ilerleyici birfonksiyon kaybı da olur. Böylece, başlangıçta şeker düşürücü haplarla(oral antidiyabetik) idare edebilen hastalar da insülin takviyelerineihtiyaç duyar hale gelirler. Şeker hastalığı (diabet) başlıca iki tip olmakla beraber, özellikleerişkin kişilerde görülebilen ´glukoz tolerans bozukluğu) olarakadlandırılan başka bir tablo da bulunur. Bu da zaman içinde tip 2diabetin oluşacağının bir göstergesidir. Gelişmiş ülkelerde erişkinlerin yaklaşık %6 ila 10 kadarında tip 2diabet. %15 kadarında da ´glukoz tolerans bozukluğu´ görülmektedir. Buoranın gelişmiş ülkelerde artmış olmasının nedeni daha hareketsiz biryaşam ve şişmanlığın artmasıdır. Gelişmekte olan ülkelerde de refahdüzeyi arttıkça daha önceleri düşük olan bu oran, gelişmiş ülkelerdekidüzeye doğru artmaktadır. Nasıl Teşhir Edilir? Diabetteşhisi kandaki glukoz düzeyinin ölçümü ile yapılmaktadır. Şüphelidurumlarda, halk arasında ´şeker yükleme´ olarak bilinen oral glukoztolerans testi yapılmaktadır. Eğer kandaki glukoz düzeyi açlıkta 125mg.ın veya 75 gr glukoz içirildikten 2 saat sonra. 200 mg.ın üzerindeise diabet tanısı konulabilir. Komplikasyonları İnsülin´in ilaçolarak üretilip piyasaya verilmesinden önceki dönemlerde tip 1 diabethastalarının yaklaşık %75lik kısmı çok erken dönemde, diabete bağlıkomplikasyonlardan (ek sorunlar) ölmekteydi. Diabetin komplikasyonlarıatardamar sisteminin en ince dallarını etkiler. Mikrovasküler sistemdenilen bu damar sistemi kılcal düzeydeki damarlardır. Diabetmikrovasküler sistemdeki damarları hasarlandırdığı için, çeşitliorganlar da bu mikrovasküler sistemdeki hasarlar nedeniyleetkilenirler. Etkilenen organlar arasında ilk sıraları alanlar, gözünretina tabakası, sinir dokusu ve böbreklerdir. Bu nedenle diabetikretinopati, diabetik nöropati ve diabetik nefropatiden bahsedilir.Bunlar en korkulan komplikasyonlar olan körlük, böbrek yetersizliği vesinir sistemi hasarlarına bağlı olarak duyu ve hareket bozukluklarınayol açarlar. Karbonhidratlı gıdaların sindirilmesiyle oluşarak kana verilen glukoz,pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun etkisiyle hücreleregirerek, yaşaması için gerekli enerjiyi sağlar. Glukoz hücreye hayat verir ancak, glukozun kandaki düzeyleri uzunsüreler boyunca yüksek kalırsa, atardamarların iç çeperlerini kaplayanendotel hücreleri için ölüm anlamına da gelir. İnce atardamarlarda(mikrovasküler sistem) oluşan hasar, glukoz düzeyinin yükseklik miktarıolduğu kadar yüksek kaldığı sürenin uzunluğuna da bağlıdır. Önceleri ince damarları tutan bu hasar giderek daha büyük damarları datutabilir. Bunun sonucunda ateroskleroz (damar sertliği), kalpdamarlarının hastalıkları, miyokard infarktüsü, inme gibi ciddisorunlar görülebilir. İşte bütün bu sorunlar, diabetin çok titiz bir şekilde takipedilmesinin önemini ortaya koyar. Gelişmiş ve bu nedenle diabet sıklığıartmış ülkelerde körlüklerin büyük nedeni diabettir. Ayağa gidendamarların tıkanmasına bağlı olarak ayak kesilmeleri, diabetlihastalarda çok sıktır. Miyokard infarktüsü ve kalp krizi nedeniyle aniölüm şeker hastalarında 6 kat daha sık görülür. Eşlik Eden Hastalıklarda Önemli Diabetikhastalarda komplikasyonlara yol açan en önemli etken, kandaki glukozoranının yükselmesidir. Tip 1 yani insüline bağımlı diabette temelsorun pankreasın yeterince insülin salgılayamamasıdır. Tip 2 diabetteise hücrelerin insüline cevaplarında bozukluk yanında pankreasıninsülin salgılama fonksiyonunda da ilerleyici bir fonksiyon bozukluğubulunur. Eğer Tip 1 diabette kandaki glukoz düzeyini düzenleyici tedaviiyi düzenlenirse komplikasyonlardan büyük ölçüde korunmak mümkünolabilir. Oysa Tip 2 diabette daha hastalık teşhis edildiği anda biletansiyon yüksekliği, kan yağları yüksekliği ve miyokard infarktüsü gibisorunlar bulunabilir. Bu nedenle Tip 2 diabetlerde komplikasyonlarıngörülme sıklığı çok daha fazladır. Bu nedenle Tip 2 diabetlerde kandakiglukoz yüksekliğinin kontrolunun yanısıra, kandaki yağların (kolesterolvb.) ve kan basıcının (tansiyon) da normal düzeylerde tutulmasınınönemi büyüktür. Bütün bunların yanısıra Aspirin gibi koruyuculuğukesinleşmiş ilaçların tedaviye katılması önemlidir. Hasta Uyumu Diabetyaşam boyu süren bir hastalıktır. Bir insana tüm yaşamı boyunca uymasıgereken katı kuralları kabul ettirmek çok zordur. Bunun yanısıra yüksekkan şekerinin başlangıçta hastaya zarar vermemesi, hastalığın hafifealınmasına da yol açar. ´´Benim şekerim 400´e bile çıktı bana bir zararvermedi´´ ya da ´´Ne yaparsam 200 den aşağı indiremiyorum, benim bünyembuna alışmış artık bana bu normal geliyor´´ gibi konuşmalara çok şahitoluruz. Oysa bunların hiçbiri doğru değildir. Önceleri çok bir belirtivermeyen hastalık, damar sisteminde ciddi bozuklukları sinsi sinsihazırlamaktadır. Komplikasyonlar belirti vermeye başladığı zaman hasarçok ilerlemiş ve çoğu zaman geri döndürülemez noktaya gelmiştir. Komplikasyonlar kadar diabetin de başlangıçta kendini göstermemesi,özellikle tip 2 diabette sık rastlanan bir durumdur. Glukoz toleransbozukluğu aşamasından belirti veren diabet haline geçiş, çoğu zaman8-10 yıllık bir zaman alır. Bu süre zarfında da bazı hasarlar oluşmayabaşlamıştır. Bu nedenle hastalanmadan önce yapılan sağlık kontrolları(check-up) sırasında şeker hastalığı açısından titiz davranmak veşüpheli hallerde glukoz tolerans testi yapmak önemlidir. Hekimlerin Sorumluluğu Hastauyumunda hekimlerin tutumunun da önemi büyüktür. Uygulanması hemenhemen mümkün olamayacak kadar katı diyetler önerilmesi, hastanın diyetive bazen tedaviyi de tümden reddetmesine yol açabilir. Ayrıca bazı hekimlerde, çok ileri düzeylerde olmayan tip 2 diabeti çokönemli bir hastalık gibi görmemek eğilimi de vardır. Oysa kandakiglukoz miktarı aşırı düzeylerde olmayan şeker hastalarında bilekomplikasyonlar sık görülmektedir. Hiçbir rahatsızlık hissetmeyen bir insanın muhtemel sorunlara karşıönlem alması, ilaçlar kullanması ve yaşamında kısıntılar yapması zorgibi gözükmekle beraber, ileride bekleyen tehlikeleri iyi bilmek uyumsağlama açısından önemlidir. Unutmayın ki, bütün zorluklarına rağmendiabetin komplikasyonlarından korunmak, onları tedavi etmekten çok dahakolaydır. |
||