|
||
| 1.Gün 15.01.2007 53 kişilik destan 2000’de Ali Sami Yen’de meşaleler yandı... Taraftar mahkemelik oldu.Yönetim sessiz kalınca, 53 Cimbom’lu Türkiye’nin en büyük taraftargrubu ultrAslanı kurdu... *** ![]() Bir FotoMurat vardı Kendisi Trabzonlu ama babası Ürdün’lüydü.. Ve o tam bir Galatasarayaşığıydı.. Kuruluşunda büyük emeği geçtiği ultrAslan’ın bütün tribünfotoğraflarını o çekerdi.. Kanser denilen illet, "Hayatımın en mutlu 4senesini ultrAslan’la yaşadım" diyen Murat Elsaleh’i 24 yaşında çoksevdiği Galatasaray’dan koparırken, geride de anıları kaldı.. Yakınarkadaşı Kayhan Berberoğlu "Foto Murat"ı işte bu duygularla anlattı: 1980 yılının bir sonbahar gününde, yeşilin bin tonunu koynunda barındıran Trabzon’da doğar Murat. Soyadına bakıp "Senin neren Karadenizli?" diye soranlara "Ne o, Arap şeyhliğini yakıştıramadın mı?" derdi. Evet, Murat baba tarafından Ürdün’lüydü ama "Ben Trabzonluyum daa"diye de eklerdi. İlkokul, ortaokul ve liseyi Trabzon’da okumuştu Murat.Sonra İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi’ni kazanmıştı aynı benimgibi. O, Gemi İnşaatı Mühendisi olacaktı ben de bildiğiniz İnşaatMühendisi.. Galatasaray’a, futbola, fotoğrafa, sinemaya, Türkfilmlerine, Türkan Şoray’a, Orhan Gencebay’a, Sadri Alışık’a, eski 45liklere, eski arabalara aşıktı. Galatasaray’a olan aşkımızdan başkaortak özelliğimiz pek yoktu... ultrAslan içindeki çalışmalarımızdasamimiyetimiz arttı, sonra da ev arkadaşı olduk zaten. Benim Rizeli,O’nun Trabzonlu olması iki inatçı Karadenizliyi sürekli didişmeyegötürse de birbirimizi bir o kadar da seviyorduk. Çünkü bizGalatasaraylıydık! ultrAslan-Uni’nin kurulumunda Murat’ın da emeğiçoktu. Zaten deplasmandı, amatör sporlardı demeden her yere berabergiderdik.. Bütün tribün fotoğraflarını O çekerdi. Alpaslan ağabey O’na "Foto Murat"lakabını takmıştı. Sonradan o eski model fotoğraf makinesiyle işkenceçekmesine dayanamayıp yeni bir makine almıştık. Çocuklar gibisevinmişti. Kaldığımız ev dernek gibi kullanıldığı sırada evdeyaptığımız sopalı pankartların en güzelleri O’nun tarafından çizilirdi.Murat meğer çok önceden yakalanmış lanet kanser hastalığına. Önce oupuzun saçları dökülüverdi. Tedavi gördü, iyileşti sandık. Sonra KTUTıp Fakültesi Onkoloji bölümünde yattı uzun süre. En bitkin anında bilesöylediği tek şey vardı;Hayatının en mutlu 4 senesini bizlerle yani ultrAslan ile tanıştıktan sonra yaşamıştı.6Nisan 2004’te kaybettik kardeşimizi. Ama o bizim için ölmedi. Ruhu halabizlerle birlikte ve bizler tribünlerde olduğumuz sürece de o ruhuyaşatacağız. Diğer vefat eden kardeşlerimizi yaşattığımız gibi. * * * ultrAslan’ın şehitleri sadece "Foto Murat" la sınırlıdeğil.. Beykent Üniversitesi öğrencisi Salih Kayıkçı 5 yıl çektiğiakciğer rahatsızlığının kansere dönüşmesi sonucu 16 Haziran 2006’davefat ederken, Celal Bayar Üniversitesi öğrencisi Gürkan Ersoy ise 18Ekim 2006’da PSV maçına gelirken Susurluk yakınlarında geçirdiği trafikkazasında hayata gözlerini yummuş.. Meriç TUNCA Cenazeyi kaldırmak (!) 21 Aralık 2003.. Annem vefat etmiş.. Eyüp Sultan Camii’nde taziyelerikabul ediyorum. Yılmaz Özdil, İskender Baydar, Kadir Kılıçparlar vediğer yakın dostlarım da yanımdalar.. Birazdan cenaze namazı kılınacak,daha sonra da annemi defnedeceğiz. Bir süre sonra avluya bir kaç kişigiriyor ve direkt olarak bana doğru yürümeye başıyorlar.. Bunlardan birtanesi ultrAslan Genel Koordinatörü Alpaslan Dikmen.. Yanımdakiler’’Hah. Adamlar sonunda seni camide kıstırdı. Buradan kurtuluşun yok’’diyorlar.. Alpaslan geliyor ve ’’Abi başın sağolsun’’ dedikten sonraekliyor: ’’Yolda buraya gelirken yanımda Çiço Mustafa lakaplı olanıdedi ki; ’Ya abi dünya ne entresan.. Biz yıllarca bu adamın anasınaküfür ettik. Kadere bak ki şimdi annesinin cenazesini kaldırmayageliyoruz..’ Bizi alıyor mu bir gülme.. Yılmaz abi, İskender, Kadir,Alpaslan ve diğerleri başlıyoruz katılmaya.. Tabii biz tam da cenazeninönünde gülerken sağdan soldan da ’’Ne oldu ulan bunlara. Kafayı yedilerherhalde.. Adamların cenazeye bile saygısı yok’’ sesleri yükseliyor..Baktık olacak gibi değil, soluğu hep beraber cami avlusunun dışındaalıyoruz.. Bu benim için ilginç bir anı oluyor.. Ve beynimin bir yerinekazınıyor.. Ne zaman annemi ziyarete gitsem hep aklıma geliyor..Geliyoruz bugünlere.. Öncelikle şunu hemen belirmeliyim ki benFenerbahçeli’yim.. Bunu zaten beni tanıyan herkes bilir. Zaman zamanGalatasaray’ı, hatta Beşiktaş’ı ti’ye alan yazılar yazarım. Bu daçeşitli övgülere ya da tepkilere neden olur.. Yazdığım yazılarakızanlara, küfür edenlere, mail atanlara gülüp geçerim. AmaFenerbahçeli olmam, işimde profesyonel olmamı engellemez.. Yönettiğimsayfalarda Fenerbahçe’ye de, Galatasaray’a da, Beşiktaş’a da, Trabzon’ada ve diğer kulüplere de eşit davranırım.. Kaldı ki ben gazetecilikyaşantım boyunca 7 kez Galatasaray dizileri yapmış, zamanının birbölümünü Florya’da geçirmiş biriyim. Yaşayanlar bilir. Bir Fenerbahçeliolarak en acı olay ve ona verilecek en büyük ceza, ezeli rakibiniz olanbirinin şampiyonluk dizisini yazmaktır.. Hele de bu takımGalatasaray’sa... Allah bana bu cezayı (!) bir kaç kez verdi.. Evetgeldik bugüne.. Şimdi sırada ultrAslan yazı dizisi var.. Bu diziyi dearkadaşlarım Mustafa Akada ve Onur Özkan ile birlikte benhazırlayacağım.. Şimdi yine ’’Yahu adam hasta Fenerbahçeli, ama gitmişGalatasaray’ın taraftar grubunun dizisini yazıyor’’ diyenleriniz, hattabuna ’’Tabii herifi bir yerde kıstırdılar. O da korktu onlara yazıdizisi hazırlıyor’’ şeklinde yorumlayanlarınız da olabilir.. Diyendesin. Çünkü işin aslı bu değil.. Başta da yazdım. Ben ve bu gazeteninüst yönetimi olaya tamamen profesyonel gözle bakıyor.. Doğrudur,ultrAslan oluşumunun yöneticileri hariç, büyük bir bölümü beni hiçsevmez.. Hatta yolda görse bir kaşık suda boğmak için (!) fırsatkollar.. Doğrudur.. Bundan 3 yıl önce ultrAslan’ın internet sitesi,üzerinde çarpı işareti olan ve altında ’’Bu adamı gördüğünüz yerdehaklayın’’ diye yazan, benim dünya yakışıklısı (!) resmimleaçılıyordu.. Doğrudur.. G.Saray taraftarı benim her yazdığım yazıyı’’İyi günler, nasılsınız?’’ diye de başlasam kendilerine ’’Ulan bu adambize iyi günler diyorsa mutlaka hakaret ediyordur’’ düşüncesiiçerisinde okur.. Ama işin aslı böyle değil.. ultrAslan bugün dünyanınen büyük taraftar oluşumlarından biri. Beşiktaş’ın Çarşı’sı,Fenerbahçe’nin Genç Fenerbahçeliler’i kendi camiaları için ne ifadeediyorsa, ultrAslan da Galatasaray camiası için büyük şey ifadeediyor.. Kaldı ki sıra daha sonra Çarşı ve Genç Fenerbahçeliler yazıdizilerine de gelecek.. Bu yazı dizisini taraftarlık duyguları içindesize aktaracağım.. Ben bu müthiş ve bugüne kadar hiç kimse tarafındanyapılmamış böylesine önemli bir yazı dizisi için değerli katkılarındandolayı ultrAslan tribün liderleri Sebahattin Şirin, Yılmaz Tutuş veAlpaslan Dikmen’e şimdiden teşekkür ederim.. Onların bana camiavlusunda öğrettiği hayat felsefesi, belki de bu yazı dizisini benimyazmamda pay sahibi oldu.. Dünya çok küçük olduğu kadar, çok da garip..Kimin annesine ya da bir yakınına küfür ederseniz edin, bir gün onuncenazesini kaldırmak zorunda kalabilirsiniz.. Öyleyse... Öyleysegazamız mübarek ola.. Haydi Bismillah.. Meriç Tunca ![]() 53 kisiyle atılan tarihi adım 04 Aralık 2000 tarihinde, Ali Sami Yen Stadı’nda oynananGalatasaray-Fenerbahçe (0-0) maçında yaklaşık üç bin adet meşaleyakılmıştı. Stat rakip için cehenneme çevrilmiş ancak sahaya atılanmeşaleler (ki tribündeki bir çok insan bu meşalelerin görevlipolislerce panik içinde sahaya atıldığını söylüyorlardı) daha sonraGalatasaray taraftarının başına büyük dertler açmıştı. Bu meşalelerinalınmasında, stada sokulmasında kimlerin sorumluluğu varsa emniyettarafından toplanmak istenmişti. Ancak suçlu, suçsuz birçokGalatasaraylı gözaltına alınmış ve maalesef kulüp de bu taraftarlarasahip çıkmamıştı. Bizler arkadaşlarımız için uğraşıyorduk ama çok fazlada yapacak bir şeyimiz yoktu. Neticede arkadaşlarımız mahkemeye sevkedilmişlerdi. Arkadaşlarımızı yargılayacak olan Hakim daha ilkmahkemede, "Böyle saçma sapan bir olayın mahkemeye intikal ettirilmesine" çokkızmıştı. Ama mahkeme o kadar sene geçmesine rağmen hala sonuçlanmadı!Bu olaya çok içerlemiştik. Kulübün taraftara sahip çıkmaması üzerineartık Galatasaray taraftarına sahip çıkacak bir derneğin açılmasıgerektiğinde hem fikir olmuştuk. Bunun üzerine 2000 yılının Aralık ayısonlarına doğru Galatasaray tribünlerinin eski adamlarına ve ilerigelenlerine bir çağrıda bulunuldu... Acil olarak bir toplantıyapılmalı, fikirler alınmalıydı. 20 Ocak 2001 günü Taksim’dekiCeylan Otel’e doğru yola çıkan 53 Galatasaraylı, bu toplantı sonucundaG.Saray Spor Kulübü’nün yaklaşık 100 yıllık tarihinde muazzam birsüreci başlatacaklarını elbetteki bilmiyorlardı. İyi giyimli, orta yaşkuşağı Galatasaraylılar bir yandan açık büfede bir şeyler atıştıraraksohbet ediyor, bir yandan da önceden hazırlanmış olan bazı grafikçalışmalarını gözden geçiriyorlardı. Dört sene üst üste kazanılanşampiyonluklar, yurtiçindeki tüm kupalar ve yenilgisiz UEFA KupasıŞampiyonluğu ve hemen ardından gelen Süper Kupa "başarı yorgunluğu"nunolumsuz etkilerini tribünlere yansıtıyordu. Açıkçası bu da, ortalama 25yılını tribüne vermiş olan insanları rahatsız ediyordu. Çünküoradakilerin çoğu 13 sezon şampiyonluk görememiş bir nesilde yetişmiştive hiçbir başarı bizi Galatasaray’ımıza doyuramazdı. BirçokGalatasaraylı nasıl doymuş olabilirdi ki?.. Bunu çok garipsiyorduk.İşte ilk toplantıda bunlar vurgulandı. İlk önce bir video gösterisiyapıldı. Işıklar söndü ve salondaki 53 kişi Galatasaray’ımızın son 15yıllık tarihini izlemeye başladı... Eskinin salkım saçak kapalısıizlendi, ruhları titreten tezahüratlar dinlendi. O videoda gösterilentribünlerde yer alan insanlar da bizlerdik! O tezahüratı biz yapmıştık!O pankartları biz asmıştık! O delice heyecanı ve coşkuyu biz duymuştuk!Peki ama şimdi o coşkuya ne olmuştu? Oysa ki 80’li yıllarda Galatasarayda diğer Türk takımları gibi, bugünleri hayal bile edemeyeceğimiz kadarsportif olarak gerideydi. Şimdi ise çok başarılıydık ama insanlarbaşarıyla daha da coşacağına, kendilerini adeta salmışlardı. Maçseçmeye başlamış, taraftar gibi değil de artık birer "seyirci" gibi maçları izlemeye başlamışlardı. Çarşı Grubu ultrAslan için ne düşünüyor? ultrAslan’dan birçok arkadaşım var Tribün mücadelesi kapsamında, kapalı tribünün bağıran gruplar arasındailk sırada yer alması gerekirken, ultrAslan bunu geçen sezonbaşaramamıştı. Fakat geriye dönüş yaptılar ve protestolarıyla kapalıtribünde yer almayı başardılar. Sonuçta onlar da bizim gibi tribünmücadelesi veriyorlar. Birbirimize rakip gruplar olduğumuz doğru. Ancakbenim de ultrAslan’dan birçok arkadaşım var. Kendilerini yakından takipediyorum ve mücadelelerinde başarılar diliyorum. ALEN MARKARYAN Çarşı Grubu liderlerinden... ![]() Cehenneme hoşgeldin Fenerbahçe Kadıköy’de oynanacak olan Fenerbahçe-Galatasaray maçı için MaratonTribünü’nün bir bölümü Galatasaray taraftarına ayrılmıştı ama daha önceKaç bin bilet istiyorsanız verelim" diyen Fenerbahçeli yöneticileryoğun talep karşısında şaşırmış ve 1900 biletle işi kurtarmayaçalışmıştı. Aslında Kadıköy’de yıllarca yaşanan cinnet ortamı futbolunspor olmaktan çıkmasını, normal futbol izleyicisinin değil bir çokgazetecinin bile Kadıköy’e gitmek isteğinİ engelliyordu.. AmaGalatasaray taraftarını üç ay önce yani 7 Şubat 2001 tarihinde yineKadıköy’de oynanan ve 4-4 biten Türkiye Kupası maçında hiçbir şeyengelleyememişti. Zira adını 3 Şubat’ta almış olan ultrAslan henüz 4günlük olan ismiyle birilerini sıkıntıya sokmuştu. Çünkü ultrAslanstatta kendine ayrılan yer için daha fazla bilet talebinde bulunuyordu.Bu biletler verilmeyince de yan tribünden bilet alan Galatasaraytaraftarları kendilerine ayrılan bölüme geçip sımsıkı bir birlikoluşturuyorlardı. İşte 6 Mayıs’taki maçta da bu tehlikeyi sezenFenerbahçe yönetimi "Alın size fazla yer ve fazla bilet" diyemiyordu.ultrAslan kimliğine bürünmüş Galatasaray taraftarını engellemekkimsenin haddine değildi ancak yine de tüm fazladan bilet bulmauğraşları pek fazla işe yaramamıştı, Fenerbahçeliler biletleri adetagömmüşlerdi. Ali Sami Yen’de toplanıp otobüslerle Kadıköy’e geçen 1900ultrAslan stada geldiğinde saçma sapan şeylerle karşılaştı. ÖrneğinultrAslanların tribüne giriş bölümü yarım metre lağım suyuyla kaplıydı.1900 kişi yaklaşık iki saat o suların içerisinde bekletilip tribüne binbir güçlükle girerken, içerideki durum daha da rezaletti. Çünkü, tümkoltukların üzeri organize bir çalışma ile yumurta, çim, dışkı, çamurkarışımı abukluklarla süslenmişti! İçeride su ve yiyecek satılmıyordu,tuvaletlerin kapıları ise kilitlenmişti. Sağ ve sol tribünlerde bulunanrakip taraftarların yukarıdan rahatlıkla attıkları sidik dolu torbalar,taşlar, şişeler ise durumu daha da şenlendiriyordu (!) Bir üzücü yanise o zamanki bir Fenerbahçe yöneticisinin kulübü yöneteceğine bu tipottan işleri bizzat yönetmesiydi! Tabii ultrAslan grubu o şahsa gerekencevabı bir sonraki lig maçında hazırlattığı 20 bin el ilanı ile verdi.Neticede yağan yağmur altında sesinin son perdesine kadar 90 dakikatakımını destekleyen ultrAslanlar 2-1’lik mağlubiyetin verdiği üzüntüyübir kenara bırakmış bir sonraki rövanş maçı için intikam planlarıhazırlamaya başlamıştı. Tezahürat bile hazırdı. Nitekim rövanş maçıgeldiğinde stat içi ve stat çevresinde bir çok etkinlik (!) hazırlamakiçin girişimler yapılıyordu. Bu etkinliklerin iğrenç ve sağlığa uygunolmayanlarına tribün ağabeyleri engel olmaya çalışıyordu hatta kulüpyönetimi ise stat içinde rakip seyirci için hazırlanan tuzaklara rakipyöneticiler gibi çanak tutmuyor, bunları engelliyordu. O günlerde buorganizasyonları engelleyenlere ve daha çok kulüp yöneticilerinekırgınlık olmuştu ancak sonradan herkes bu tip saçmalıkların ancakKadıköy’de yapılabileceği konusunda hem fikir olmuştu. Yine de ASY’yegelen Fenerbahçe takımı, dışarıda binlerce ultrAslan’ın arasındangeçerken bu Cehennem’in eskisinden daha farklı olduğunu anlıyordu.Stattaki atmosfer ise Fenerbahçeli futbolcuları adeta kilitlemiş,takımımız ise sahadan 2-0 galip çıkmıştı. Ve ultrAslan’ın bunda payıbüyüktü. KEREM USLUER 6 Mayıs 2001 Gazeteci gözüyle ultrAslan’la gelen... ultrAslan’ın öncelikle adından dolayı yadırgandığını biliyorum. Amatribüne getirdiği kalite çabuk fark edildi ve taklitleri ortaya çıkmayabaşladı. Bugün gerek Internet ortamında, gerekse tribünlerde görünenbazı hareketlerde ultrAslan’ın öncülüğünü yadsımak kolay olmaz.Taraftarlığı günümüz gerçeklerine uydurma yolunda atılmış en önemliadımdı ultrAslan hareketi... Bazılarınca kasıtlı olarak görmezdengelinen, hatta tamamen tersine çevrilen temel ilkeleri de çokönemliydi: Asla kulüpten ve yönetimlerden birşey istememek. Tamtersine, her zaman kendileri bir şeyler verebilmek için çaba göstermek.ultrAslan hareketi Sarı Kırmızılı tribünlere önce görsel bir güzellikgetirdi ama ultrAslan’ın yaptığı işler arasında en heyecan vericiolanlardan biri, Sarı Kırmızılı takımın 2001 yılında oynayacağı RealMadrid maçı öncesindeki Beşiktaş maçının ertelenmesiyle ilgiliçalışmaydı. Orada yayınlanan bilgileri futbol yorumcularının yüzde 90’ıilk kez görüyorlardı. Galatasaray, sadece kendisi için değil, daha çokülkesi için büyük bir misyon üstlenmişti. Bunun anlamı da ŞampiyonlarLigi’ne 3, UEFA’ya da 4 takımla katılma kapısının açılmasıydı.Bildiğiniz gibi, maç ertelenmedi. Galatasaray önce Beşiktaş’ı 2-0,ardından Real Madrid’i 3-2 yendi. Ama ne yazık ki asıl hedefeulaşılamadı. Türkiye şu anda bile hala aynı noktada ve ultrAslan’ın odönemde yaptığı çalışma geçerliliğini hala koruyor... Daha pek çok işinyapıldığını biliyorum. Ama bu çalışma, Dünyada bu konuda bizden çok çokönde olan bazı ülkelerin taraftar hareketlerine bile örnek olabilecekkadar büyük önem taşıyor. Ahmet ÇAKIR |
||