|
||
| AKCİĞER ABSESİ TEMEL BİLGİLER TANIMLAMA: Çevre dokudaki enfeksiyona bağlı akciğer erimesi ile gelişen içi cerahat ile dolu akciğer kaviteleri. Genel gidiş ani başlayıcı ve ilerleyicidir. Genetik : •Bilinen genetik geçiş yok Görülme sıklığı: • Bilinmiyor, oldukçanadir Yaş: • Genç erişkinler (16- 40 yaş); orta yaş(40- 75 yaş) da sık görülür Cinsiyet: • Erkek= Kadın BELİRTİ VE BULGULAR • Öksürük • Ağız kokusu • Balgam • İltihaplı, kötü- kokulu balgam • Ateş • Göğüs ağrısı • Nefes darlığı • Üşüme, titreme • Halsizlik • Kırıklık • Zayıflama • Kilo kaybı • Gece terlemesi • Kanlı balgam • Solunum seslerinde azalma • Hırılıtılı solunum • Sık solunum • Çarpıntı • Terleme • Asimetrik göğüs hareketleri • Parmak çomaklaşması NEDENLERİ • Yabancı cisimlerin akciğere kaçması sonucu oluşan zatürreler. • Akciğer dokusunu eriten tipde zatürreler • Vucudun başka yerinde oluşan iltihabın kan yoluyla Akciğerlere ulaşması ve burda zatürre yapması (septik emboli) • Bakterilerin kana karışması • Bronşial tıkanması veya darlığı • Tümörler RİSK FAKTÖRLERİ • Kötü ağız ve diş bakımı,diş eti iltihapları. • Alkolizm • İlaç bağımlılığı • Epilepsi (Sara Hastalığı) • Şuur kaybı • Akciğer kanseri • Bağışıklık sistemi baskılanması • Diabetes mellitus (Şeker hastalığı) • Yabancı cisim • Mide muhtevasının yemek borusuna kaçması (Gastroözafagial reflü) • Sinüzit TANI LABARATUAR • Beyaz küre yükselmesi • kansızlık • Serum Protein azalması • Balgam kültürü ve antibiogramında iltihaba yol açan mikrobun üretilmesi. GÖRÜNTÜLEME • Akciğer grafisi- abse ve çevresinde iltihap alanı net olarak görülür • Hava- sıvı seviyesi • Akciğer zarında sıvı toplanması • Bilgisayarlı tomografi: Absenin lokalizasyon ve yayılımı belirler. TANI İŞLEMLERİ • Bronş tıkanması veya darlığı şüphesi varsa bronkoskopiyapılır.(Ucunda minik kamera olan fiberoptik fleksibl bir boru ilebronşların içi incelenir) • Göğüs yüzüeyinden iğneyle girerek abseden numune almak (Transtorasik akciğer biopsisi) mümkündür. TEDAVi • Ciddi ise veya Cerrahi uygulanacaksa yatırılarak tedavi edilmelidir. GENEL ÖNLEMLER • Özel pozisyonlar ve masajlarla akciğerdeki abse balgam yoluyla atılmaya çalışılır(Postural drenaj) • Akciğer fizyoterapisi • Nedene yönelik tedavi (örneğin., antibiütikler) • Komplikasyonlar için cerrahi metodlar gerekebilir. DİYET • Kısıtlama yok HASTANIN EĞİTİLMESİ • Solunum fizyoterapi teknikleri İLAÇLAR •Kültür ve hassasiyet sonuçlarına göre antibiolikler kullanılır . HASTANIN İZLENMESİ •Akciğer grafilerindeki kistik boşluk (Kavite) kaybolana veya düzelene kadar (birkaç hafta veya ay) tedaviye devam edilir. BEKLENEN GELİŞME VE PROGNOZ Genellikle yüz güldürücü. % 25 oranında sekel kalır. Birlikte başka hastalık varsa sekel artar. KAYNAKLAR • Bartlett, J.G.: Anaerobic bacterial infections of the lung andpleural space. Clinical ınfectious diseases. 16 ; Suppl 4: s248-255,1993 • Murray, J.F. Nadel, J.A. (eds): Textbook of Respiratory Medicine. 2nd Ed. Philadelphia, W.B. Saunders Co., 1994 Yazarı Dr.J. Cunningtom AKUT BRONŞİT Tanım : Akut bronşit bronş adı verilen büyük solunum yollarında virus, bakterive mantarlar tarafından oluşturulan akut bir iltihabi hastalığıdır.Ayrıca asidik ve alkali maddelerin solunması ile de iltihabi olmayanakut bronşit tablosu da gerçekleşebilir. Etkenler : Akut bronşit yapan nedenlerin başında solunum yolları virusları yeralmaktadır. Akut bronşit vakalarının ekserisi İnfluenza, Parainfluenza,Coryza (nezle) virusu, Adenoviruslar ve Respiratory syncytialviruslarla meydana gelir. Bakterilerle meydana gelen akut bronşit nispeten daha seyrektir. Akutbronşite sebep olan bakterilerin başında Hemophilus influenza,Pnömokoklar, Streptokoklar, ve Stafilokoklar gelmektedir. Nadiren Candida ve Aspergillosa türü mantarlar da akut bronşite neden olabilirler. Şikayetler : Genellikle hastalık burun ve boğaz enfeksiyonu şeklinde başlar. Bazende üst solunum yollarına ait herhangi bir şikayet olmaksızın akutbronşit tablosu kendini gösterebilir. Hastalığın başlangıcında sık tekrarlayan ve kuru bir öksürük vardır.Birkaç gün sonra öksürükle beraber balgam çıkarma şikayeti de olayadahil olur. Önceleri normal vasıflarda olan balgam, bir süre sonrailtihaplı bir özellik kazanır. Bazı vakalarda yüksek ateş, halsizlik, kırgınlık şikayetleri degörülebilir. Bir kısım hastada büyük hava yollarının tahrişine bağlıolarak gelişen göğüs ağrısı da bulunabilir. Fizik Bulgular : Fizik muayene bulguları normal olabilir. Solunum yollarının ödem vekoyu balgam ile tıkanmış olduğu durumlarda ronküs denilen anormalsesler duyulabilir. Bronşlarda yumuşak balgam varsa ral adı verilenanormal solunum sesleri duyulabilir. Raller genellikle her iki akciğersahasında yaygın olarak duyulursa da bazı sahalarda daha az, bazısahalarda daha belirgin olabilir. Tanı : Akut bronşitte solunum yollarının tutulması ve akciğer dokusunun normalolması nedeniyle akciğer grafisi normal olarak bulunabilir. Bazıvakalarda akciğer dokusu da iltihaptan etkilenebilir ve akciğergrafisinde solunum yolları ve damarsal yapılarda belirginleşmelerizlenebilir. Bakterilerin neden olduğu akut bronşitte kanda beyaz küre hücrelerininsayısında ve kan çökme hızında artış görülebilir. Balgam tetkiklerindeetken bakteri ya da mantar üretilebilir, virusların tespit edilmesizordur. Akut bronşit tanısı hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve laboratuar tetkikleri bir arada değerlendirilerek konulur. Tedavi : Hastanın odası sıcak ve nemli olmalıdır. Ateşsiz ve hafif seyirli akutbronşitlerde antibiyotik tedavisi gerekli değildir. Küçük çocukların,yaşlıların, kalp hastalarının, amfizem ve kronik bronşitli hastalarınakut bronşitlerinde antibiyotik kullanılmalıdır. Yüksek ateşle seyredenolgularda mutlaka antibiyotik verilmelidir. Ateş ve ağrısı olan hastalarda tedaviye ağrı kesici-ateş düşürücüilaçlar eklenmelidir. Balgam çıkaramayan hastalarda sürekli ve rahatsızedici kuru öksürük varsa öksürük kesici ilaçlar da başlanabilir.Hastanın balgam atması halinde balgam söktürücü ilaçlar kullanılmalıdır. Kaynak: Uzman Dr. Semih AĞANOĞLU www.birnefes.com Allerji tüm yönleriyle Allerji nedir? Çevremizde yaygın olarak bulunan allerjenlere bazı kişilerdiğerlerinden daha fazla duyarlı olup (atopik kişiler) onlara karşıallerjik olmayan normal kişilerden (atopik olmayan) çok daha abartılıbir reaksiyon verirler. Bu duruma allerji denilmektedir. Allerjik tabiatta olmak bir hastalık mıdır? Hayır. Toplumda yaşayan bireylerin yaklaşık %30’u allerjik tabiattadır.Bu kişiler duyarlı oldukları bazı allerjenlere karşı özel E tipiantikorlar aracılığıyla abartılı bir reaksiyon oluşturabilmeyeteneğindedirler. Bu tip antikorlara bağlı olarak bazen değişikallerjik hastalıklar ortaya çıkabilir. Ancak tek başına allerjikbünyeye sahip olmak, yani atopik olmak bir hastalık olmayıp allerjikhastalıklara bir çeşit aday olma, yatkın olma durumudur. Allerjik bünyeye sahip olmak neye bağlıdır? Bu tamamen ailesel geçişli (irsi) bir durumdur. Genetik geçiş dışında çevresel faktörlerin bir etkisi yok mudur? Atopik olma veya olmama durumu tamamen genetik olarak belirlenmektedir.Ancak atopik kişilerde allerjik hastalıkların gelişip gelişmemesiçevresel allerjenlerle karşılaşma yoğunluğuna bağlı olarakdeğişmektedir. Daha dünyaya gelmeden gebelik döneminde veya hayatınerken döneminde, emzirme periyodunda annenin sigara içmesi, allerjikgıdaları tüketmesi, ortamın allerjen yoğunluğunun fazla olması gibifaktörler atopik kişilerde allerjik hastalıkların görülme sıklığınıartırır. Allerjik hastalıklar psikolojik nedenlerle görülebilir mi? Allerjik hastalıklar psikolojik veya psikosomatik hastalıklardanfarklıdır. Ancak allerjik hastalıkların gelişiminde, yakınmalarınortaya çıkmasında ve hastalığın kontrolünde psikolojik durumun dakatkısı olabilir. Ayrıca psikolojik hastalıklarla ayrımı gerekebilir. Allerjik hastalıklar nelerdir? Astım, allerjik burun nezlesi ve sinüzit, allerjik göz nezlesi, burunpolipleri, allerjik orta kulak iltihabı, ürtiker ve egzema gibiallerjik deri hastalıkları, gıdalara bağlı allerjik reaksiyonlar,çeşitli ilaç ve kimyasallar ile arı ve böcek sokmalarına bağlı allerjikreaksiyonlar allerjik hastalıkların arasında öncelikli olarak sayılmasıgerekenlerdir. Allerjik bünyeli bir kişide bu hastalıkların hepsi de bulunur mu? Vücudun allerjenlere olan reaksiyonu belirli organlara özel dağılımgösterir. Bazı kişilerde bu sayılan hastalıkların bir kaçı beraberbulunabilirse de bu şart değildir. Allerji teşhisi nasıl konur? Allerjik hastalıklarla uyumlu yakınmaları olan kişilerde ailede benzerhastalığı olanların varlığı, şikayetlerin süreğen ve tekrarlayıcıolması, mevsimlere göre değişmesi, diğer allerjik hastalıkların eşliketmesi gibi hastanın öyküsünde tipik özellikler allerjik bir hastalığıtelkin eder. Kanda özel E tipi antikorların araştırılması, allerjikcilt testleri ve hastalığın tipine göre değişen diğer tetkiklerle kesinteşhis konulabilir. Teşhis için can yakıcı, zor tetkikler, endoskopik işlemler ve biyopsiler gerekli midir? Hayır. Allerjik hastalıkların tanısında genellikle bu tür invaziv işlemlere gerek duyulmaz. Yöremizde bu tür hastalıkların teşhis ve takibi mümkün müdür? Tabii. Fakültemizde allerjik hastalıkların teşhis, takip ve tedavisiiçin gerekli olan her türlü laboratuvar inceleme yapılabilmektedir.Uzak yerlere gidip gelmeğe gerek yoktur. Erken teşhisin önemi var mı? Kuşkusuz. Hem hastanın yaşamının normale döndürülmesi, hastalıktandolayı kayıplarının giderilmesi; hem de tehlikeli krizlerin ve aynızamanda hastalığın ilerlemesinin önlenmesi için erken tanı konaraktedaviye başlanması çok yerinde olur. Allerjik hastalıkların belirtileri nelerdir? Hastalığın tipine, ağırlığına ve hastanın yaşına, cinsiyetine görebelirtiler değişir. Allerjik sinüzit, burun ve göz nezlesinde: Yılınbelirli aylarında veya tüm yıl boyunca devam eden hapşırma, burundakaşıntı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı vardır. Geniz akıntısı,boğazda gıcıklanma, gözlerde yaşarma, kızarıklık ve kaşıntı, kulaktadolgunluk hışırtı, kaşıntı, baş ve kulak ağrısı, koku alma bozukluğutat almama, sesin değişmesi olabilmektedir. Anjiyonörotik ödem veanafilakside: Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişen derecelerdeyüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma, ciltte solukluk,kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler, nefes darlığı,hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme, çarpıntı, kalpteritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal, havale geçirme,solunum durması ve ölüm olabilir. Astımda: Nefes darlığı, öksürük,hırıltılı solunum, göğüste tıkanıklık olabilir. Bu yakınmaların anidenve krizler şeklinde ortaya çıkması bir müddet sonra kendiliğinden veyatedaviyle düzelmesi, tekrarlaması, gece uykudan uyandıracak şekildeolması çok tipiktir. Cilt Allerjilerinde: Ciltte kaşıntı, kurdeşendenilen kabarıklıklar, kırmızı renkli döküntüler, sulanma, kabuklanma,deride kalınlaşma ve deride renk değişikliği görülebilir. Mide barsakkanalı allerjilerinde: Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı,iştahsızlık, kilo kaybı, gelişme geriliği, kansızlığa bağlı halsizlik,solukluk, göz kapakları ve bacaklarda şişlikler gibi yakınmalarolabilir. Bu şikayetler allerjik hastalıklar dışında başka nedenlerle oluşamaz mı? Evet oluşabilir. Bunların hiçbirisi allerjik hastalıklara özgüdeğildir. Yakınmaların süreğen ve tekrarlayıcı vasıfta olması,mevsimlerle ilişki göstermesi, ailede benzer yakınmaları olan başkakişilerin olması veya altta açıklanan allerjenlerden birisiyle temassonrası bu yakınmaların ortaya çıkması allerjik bir hastalığınvarlığını gösteren işaretlerdir. Allerjik hastalıklar tehlikeli midir? Sık görülmeleri, süreklilik göstermeleri, kişinin performansınıyakından etkileyerek normal yaşamını kısıtlamaları, iş gücü kaybı veokul devamsızlığına yol açmaları ve anafilaksi, anjiyonörotik ödem gibibazen ölümcül olabilen formlarının da bulunması nedeniyle allerjikhastalıklar çok önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Allerjik hastalarda kriz olur mu? Evet. Allerjik hastalıkların bazılarında aniden kriz şeklinde ağır birtablo gelişebilir. Üstelik bu durum tekrarlayıcıdır. Astımda, penisilinallerjisinde, arı-böcek sokmasında, anjiyonörotik ödemde tehlikeli,ölümcül krizler olabilir. Anafilaksi nedir? Allerjiye bağlı olarak ani ortaya çıkan ve acilen tedavi edilmezseölümcül olan sistemik, tehlikeli bir hastalıktır. Arı sokması, penisingibi bir ilacın damardan verilmesi gibi allerjenlerle temas sonrasıolay dakikalar içinde başlar. Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişenderecelerde yüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma,ciltte solukluk, kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler,nefes darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme,çarpıntı, kalpte ritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal,havale geçirme, solunum durması ve ölüm olabilir. Böyle bir durumda ne yapılmalıdır? Maalesef bu durumda hasta ve yakınlarının yapacağı fazla bir şeyyoktur. Ancak gerekli ilaçların bulunduğu bir ortamda bir hekim buduruma müdahale edebilir. Hasta derhal sağlık kuruluşunagötürülmelidir. Allerjik bünyesi olduğu bilinen kişilerin hastanedışında enjeksiyon yaptırmaması, ilaçlı filim vb tetkikler yapılırkendurumunu belirtmesi, kendisine dokunan besin ve ilaçları kullanmaması,arı sokmaması için tedbirler alınması gerekmektedir. İlaç allerjisi hakkında bilgi verir misiniz? Bir çok ilacın tedavi edici etkisi yanında istenmeyen bazı etkileri devardır. Bu yan etkilerden bazıları ise allerjik reaksiyonlara bağlıdır.Kullanılan ilaca; kullanan kişinin yaşına, cinsiyetine, genetiközelliklerine ve diğer hastalıklarına; daha önce aynı ilacın kullanılıpkullanılmadığına; ilacın veriliş yoluna bağlı olarak bu türreaksiyonların görülme olasılığı değişmektedir. Hemen her ilaçallerjiye neden olabilirse de bazı ilaçların kullanımı sırasında bunadaha sık rastlanmaktadır. İlaca bağlı allerjik olaylar ciltte görülenkurdeşen, egzamadan kan hücrelerinin sayı ve fonksiyon bozukluklarına,anafilaksi, ateş, serum hastalığı gibi sistemik tablolardan ani nefesdarlığı, sarılık, zatürree göğüste, karında su toplanması gibi belirliorgan lokalizasyonu gösteren patolojilere kadar çok farklı görünümleresahiptir. İlaç alımıyla olayların başlaması arasında geçen süre bir kaçdakikadan bir iki haftaya kadar değişmektedir. Bir ilaç kullanırkenortaya çıkan yeni bir sağlık sorunu ilaçla ilişkili veya ilişkisizolduğuna karar verilemese bile o ilacı reçete eden hekimebildirilmelidir. Eğer hasta herhangi bir ilaca karşı geçirilmiş birallerji öyküsüne sahipse başka ilaçları kullanması gerektiğinde de bunuhekimine bildirmelidir. Çünkü bazı ilaçlar arasında çapraz reaksiyonlarolabilmektedir. Penisilin allerjisi, çeşitli röntgen filimlerininçekilmesi sırasında kullanılan boyar maddelere karşı ortaya çıkanreaksiyonlar ve astımlılarda aspirine karşı duyarlılık ilaç allerjileriarasında özellikle belirtilmesi gereken durumlardır. Çocuklara uygulanan aşılar allerji yapar mı? Aşıların hazırlanması sırasında yumurta proteinleri ve bazı jelmaddeler aşıya karışmaktadır. Bunlara bağlı allerji görülebilir.Yumurta yediğinde anafilaksi tipinde şiddetli allerjik reaksyonu olankişilere yumurta kaynaklı bu aşılar yapılmamalıdır. Ancak, yumurtayiyince deri döküntüsü gibi hafif allerjik reaksiyonu olanlar aşıdanalı konmamalıdır. Karar verilemediği durumlarda deri testleriyapılabilir. Gıdalara bağlı allerjik rahatsızlıklardan biraz bahseder misiniz? Toplumda yaşayan kişilerin %15-20 'si bazı gıdalara karşı allerjisiolduğunu söylerken yapılan araştırmalarda bu oranın %1-2 'den fazlaolmadığı gösterilmiştir. Besin allerjilerine çocuklarda daha sıkrastlanır. Yaş ilerledikçe bu durum çoğunlukla ortadan kalkmaktadır.Gıdalar allerjik olaylar dışında da besin zehirlenmeleri, besinentoleransı gibi önemli sorunlara yol açabilirler ve bunların allerjikolaylardan ayrımı zor olabilir. En sıklıkla allerjiye yol açan besinlerinek sütü, tavuk yumurtası, soya fasülyesi, ceviz, fındık, balık ilebuğday ve diğer tahıllardır. Allerjiye neden olan besinin alınmasındansonraki dakikalar veya saatler içerisinde allerjinin yerleştiğilokalizasyona bağlı olarak değişik şikayetler görülmeğe başlar.Dudaklarda, dilde, boğazda şişme, yanma, kaşıntı, yüzde kızarıklıkseste kabalık görülebilir. Kramp şeklinde karın ağrıları, bulantı,kusma ve ishal görülebilir. Bebeklerde gelişme geriliği dikkati çeker.Hapşırma burunda kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, göz yaşarması, gözlerdekaşıntı olabilir. Astım tablosu gelişebilir. Bunların besinlere bağlıolup olmadığı ve hangisine bağlı olduğu testlerle anlaşıldıktan sonra obesin hastanın diyetinden çıkarılır. Bir süre bu gıdayı almayan kişidezamanla duyarlılık kaybolabilmektedir. Gıda katkı maddeleri zararlı mıdır? Modern yaşamın getirdiği zorunluluklar eskiden evlerde doğal ve tazeolarak hazırlanan gıdaların yerini fabrikasyon olarak hazırlanan veuzun süre marketlerde bozulmadan saklanması gereken gıdaların almasınaneden olmuştur. Gıdalara hazırlanması sırasında renklendirici, kokuverici ve bozulmalarını önleyici bazı kimyasal maddeler ilaveedilmektedir. Doğal beslenmede yeri olmayan bu kimyasallar hem astımlı,allerjik nezleli bazı kişilerde sorunlara yol açmakta hem de allerjidışında kalp-damar hastalıklarına ve kanserlere neden olabilmektedirler. Lateks allerjisi ne demektir? Lateks %99 oranında Brezilyada yetişen tropikal kauçuk ağacınınözsuyundan üretilir. Kauçuk içeren ürünler allerjik reaksiyonlara nedenolabilmektedir. Bilhassa hekimlerin bizar olduğu bu durumda cerrahidekullanılan lateksten mamül eldivenler, bu eldivenlerin giyilipçıkarılması sırasında ortama yayılan toz, elastik yapışkan bantlar,çeşitli sonda ve kateterler, lastik ayakkabılar, plastik halı arkaları,spor malzemeleri, yolda aşınan oto lâstiklerinden ortama dağılankısımlar ya cilt ile temas veya solunum yoluyla vücuda girmekte vetakiben kurdeşen, burun nezlesi, göz nezlesi, nefes darlığı, dildeboğazda şişme gibi değişik reaksiyonlar ortaya çıkmaktadır. Temas egzaması ne demektir? Cildin herhangi bir madde ile genellikle uzun süreli ve tekrarlayantemasları sonrası ciltte allerjik tabiatlı bir hastalığın gelişmesidir.Buna neden olan maddeler arasında öncelikle sabun ve deterjanlar,lastik eldivenler, kemer, kolye vb aksesuarlar, gömlek, kaşkol gibigiysiler sayılabilir. Temas edilen cilt alanında kızarıklık,kabarıklıklar, kalınlaşma, çatlaklar, soyulma, kaşıntı, sulanma vekabuklanmalar görülebilir. Böcek ve arı allerjileri hakkında bilgi verir misiniz? Hamam böcekleri, kalorifer böcekleri, tahtakurusu, sivrisinek, atsineği ve pire gibi haşerelerin ısırmasıyla, tükrük ve dışkılarınınsolunum veya cilt yoluyla vücuda girmesine, yabani veya bal arılarınınsokmaları sırasında zerk ettiği zehirlerine karşı bazı kişilerdeallerjik reaksiyonlar gelişebilmektedir. Böcek allerjenleri allerjikburun nezlesi ve astıma neden olabilmekte; arı sokmalarını takiben ise10-15 dakika içinde sokma yerinde sınırlı veya tüm vücutta hafif veyaağır bir reaksiyon gelişebilmektedir. Bu olay tehlikeli olabilir. Arıyakarşı allerjisi olanların yanlarında arı soktuğu taktirde acil müdahaleiçin iğne, sprey, hap türü ilaçları devamlı taşımaları ve bunları kendikendilerine kullanmayı öğrenmeleri gereklidir. Özel aşı ile tedavi deetkili olmaktadır. Allerji yapan maddeler (allerjenler) nelerdir? Allerjenler nerede bulunur? Ev tozu, küf mantarları, kedi, köpek, kuş tüyleri, çeşitli ağaç, ot veçayır polenleri, böcek ve haşereler, bazı parazitler, bazı gıdalar,penisilin gibi bazı ilaçlar, güneş, rüzgar, soğuk, kirli hava ileçeşitli kimyasal maddeler gibi çok fazla sayıda madde allerjeniközellik taşır. Havada, kullandığımız gıda, ilaç ve giyim eşyalarımızda,çevremizdeki eşyada çok sayıda allerjen bulunmaktadır. Ülkemiz ve yöremizde allerjenlerin durumu Yapılan çalışmalarda Ülkemizin 9 000’i aşkın doğal bitki türündenoluşan zengin bir florası vardır. İklim ve coğrafi değişkenlere bağlıolarak bölgelerimize göre bitki örtüsü farklıdır. Karadeniz ve Marmarabölgesinde Avrupa ve Sibirya florası, Batı ve Güney Anadolu'da Akdenizflorası, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ise İran-Turan florasıözellikleri hakimdir. Karadeniz Bölgemizde ılıman iklim, yüksek nem vezengin bitki örtüsü havayla taşınan aeroallerjenler için son dereceelverişli koşullar sağlamaktadır. Allerjenlere karşı reaksiyon ne zaman ortaya çıkar? Çevremizde çok sayıda bulunan allerjenler solunum yolu, sindirimkanalı, cilt ve mukozalar ile enjeksiyonlar sırasında damar yoluylavücuda girebilir ve sadece hassas kişilerde duyarlılaşma periyodunutakiben önemli sorunlara yol açar. Allerjinin mevsimlerle ilgisi var mıdır? Evet. Bazı allerjenlerin yoğunluğu belirli mevsimlerde artmaktadır.Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Polenlermevsimsel allerjinin en sık rastlanan nedenleridir. Ancak iklime bağlıolarak hava sıcaklığının ve nispî nem oranının değişmesine paralel evtozu akarları, küf mantarları gibi diğer havayla taşınan allerjenlerinyoğunluğu da değişmektedir. Nisan-Mayıs, atmosfer havasında polenyükünün en fazla arttığı aylardır. Bu mevsimde allerjik yapılıkişilerde astım, saman nezlesi, göz nezlesi gibi allerjik hastalıklarabağlı yakınmalar ortaya çıkabilir veya artar. Bahar nezlesi, mevsimsel astım ne anlama gelir? Bazı allerjik kişilerde yılın diğer zamanlarında hiçbir önemli sorunyaşanmazken sadece belirli bir iki ayda her yıl tekrarlayan yakınmalargörülebilir. Bunlar çoğu zaman polene bağlı yakınmalardır. Kişileregöre değişmekle birlikte en sık bahar veya güz aylarında rastlanır. Allerji ile meslek arasında bir ilişki var mıdır? Evet. Allerjik hastalık bazen bir meslek hastalığı şeklindedir. İşyeriortamında bulunan bir allerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkar.Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, işyerinden uzakta olunduğuzamanlarda (tatil ve seyahatlerde) gerilemesi, aynı işyerinde birdençok kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek hastalığınıdüşündürmelidir. Hangi mesleklerde allerjik hastalıklar daha sık görülür? Çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar (sığır, kuş, kümes hayvanıbesleyenler, veterinerler, deri, yün işinde çalışanlar ..), biyolojikajanlarla çalışanlar (laborantlar, besin, deterjan sanayiindeçalışanlar, kimyagerler ..), tozlu işlerde çalışanlar (keresteciler,marangozlar, fırıncılar, değirmenciler ..), kimyasallar ile temasıolanlar (boyacılar, kimyagerler, plastik endüstrisi işçileri ..),lastik eldiven kullananlar (sağlık personeli, temizlik işindeçalışanlar ..) ve daha bir çok iş kolunda allerjik hastalıklara sıkrastlanmaktadır. Teknoloji ile allerji arasında bir ilişki var mıdır? Allerjik hastalıkların sıklığı teknolojinin gelişimine paralel olarakartmaktadır. Kişilerin kapalı ve dar alanlarda topluca yaşamaları, açıksahada çalışmaktan büroda çalışmaya dönüş, halı döşemeler, ev içindekedi, köpek, kuş vb hayvanların beslenmesindeki artış, sigaraalışkanlığının yayılması, katkı maddesi içeren hazır gıdalarıntüketilmesi, yaşamımıza giren ilaç ve kimyasal maddelerin giderekfazlalaşması, hava kirliği gibi nedenlerle allerjik hastalıklarendüstrileşmiş yörelerde ve kırsal kesime göre kentlerde daha sıkgörülmektedir. Allerji tedavi edilebilir mi? Tedavi ile allerjik bünye değiştirilemez. Ancak, allerjik hastalıklarkontrol altına alınabilir ve hastanın yakınmaları giderilip, normalyaşamına dönmesi sağlanabilir. Hastalığa bağlı olarak yaşanımıkısıtlanması önlenebilir. Allerjik hastalıklardan tam şifa mümkün değil midir? Mümkündür. Bazen bir süre devam eden hastalık tablosu tedavi ile veyaspontan olarak tamamen ve bir daha geri dönmemek üzere düzelebilir.Ancak yakınmalar çoğu kez devam etme ve tekrarlama eğilimindedir. Allerjik hastalıkların tedavisi nasıldır? Tedavi kişiye göre değişir. Öncelikle allerjiye neden olan madde veyamaddeler belirlenmeli, hastalığın tipi, ağırlığı, komplikasyonlarısaptanıp uygun tedavi şekli kararlaştırılıp başlanmalı, hasta yakınizlemede tutulup alınan cevaba göre tedavi değiştirilmelidir. Önceliklekorunma esastır. Komşumun ilaçlarını kullanabilir miyim? Bunu asla yapmayın. Hastalık aynı olsa bile hiçbir hastanın tedavisidiğerinin aynısı değildir. Tedavi edilmesi gereken hastalık değil,hastadır. Ve her hasta başka bir kişidir. Allerjenlerden nasıl korunabiliriz? Allerjiye neden olan madde her kişide aynı değildir. Kişilerin duyarlıolduğu allerjen ayrı ayrıdır. Öykü ve testlerle spesifik allerjensaptandığında hasta mümkünse bundan uzak tutulmalıdır. Örneğin bu birilaç ise bu ilacı kullanmamalıdır. Gıda ise bu gıdayı almamalıdır.İşyeriyle ilgili bir madde ise iş değişikliği gerekebilir ya da işyerindeki allerjen yoğunluğunu azaltacak önlemler yararlı olabilir.Ancak havada bulunan allerjenlerden kaçınmak oldukça güçtür. Polenallerjisinde kıra, ağaçlık, çiçeklik alana girmek veya rüzgarlapolenlerin taşındığı alanda bulunmak yakınmaları başlatabilir. Evtozundaki allerjenleri azaltacak önlemler yararlı olabilir. Evde dipbucak emiş gücü yüksek vakumlu cihazlarla sık sık tozların alınması,toz kaldırmayacak şekilde temizlik yapılması (yaş bezle toz alınması,çırpma, silkeleme şeklinde temizlik yapılmaması ..), haftada bir en az60 derece sıcaklıkta su ile çarşaf, kılıf ve örtülerin yıkanması, halıdöşemeler yerine vinlex vb türü suni döşemelerin kullanılması, allerjenbarındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması allerji hastalarındaönerilen tedbirlerdir. Küf mantarlarının üremesinin önlenmesi, ev içinemin azaltılması yararlı olabilir. Allerjenleri temizlediği söylenencihaz veya deterjanların, hava filtrelerinin bilimsel olarak etkinliğikanıtlanmış değildir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev içindebarındırılmaması, hamam böceği, kalorifer böceği gibi haşerelerlemücadele edilmesi gerekmektedir. Yün battaniye, yorgan, kazak, hırkayerine sentetik kumaş ve dokumaların kullanılması önerilmektedir.Sigara içilmemesi, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmaktansakınılması, ev içinde veya atmosferde hava kirliliğinin önlenmesi içingerekli tedbirlerin alınması dikkat edilmesi gereken diğer hususlardır.Kimyasal katkılar içeren fabrikasyon gıdalardan uzak durulması,deterjan, boya ve çeşitli temizlik malzemelerinin kullanımında ortamayayılan keskin koku ve dumandan kaçınılması gerekmektedir. Ancak buönerilerin uygulanması hiç de kolay değildir ve kişinin yaşamını çıksınırlayabilir. Bu tedbirleri alınca allerjik hastalığım geçer mi? Kuşkusuz bu önlemler çok işe yarar, hastalığınızın kontrolü kolaylaşır,şikayetleriniz azalır, tedavinizin etkinliği artar. Ancak bunlarıyapınca hastalık ortadan kalkacak diye bir garanti söz konusu değildir.Bu önlemleri almakla birlikte veya allerjenlerden kaçınılamıyor iseonların zararlı etkilerini önleyen veya düzelten ilaçlarla tedavigerekebilir. Allerji tedavisi ne kadar devam eder? Tedavi çoğu kez devamlıdır. Ancak bu ömür boyu ilaç kullanılacakanlamına gelmez. İlaçlar kullanıldığı gibi, zaman zaman ilaçlar kesilipilaçsız kontrol ve korunma önlemleri ile izlenebilir. Sorunlar ortayaçıktığında tekrar tedavi gerekebilir. Mevsimsel allerjilerde sadecesorunların yaşandığı aylarda bir kaç aylık tedavi yeterli olur. Allerji tedavisinde hangi tür ilaçlar kullanılır? Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Hastalığın yerleştiği organa, tipine,ağırlığına ve hastanın özelliğine göre farklı bir çok ilaçkullanılabilir. Bazen aynı hastada farklı zamanlarda değişik ilaçlarıkullanmak gerekebilir. Allerji tedavisinde kullanılan ilaçların zararlı etkileri var mıdır? Her ilacın istenmeyen bazı yan etkileri olabilir. Bir hastaya bir ilacıverirken kar-zarar hesabı yapılıp beklenen yarar daha ağırlıklı isebaşlanır. Gereksiz yere hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Mümkün olan endüşük dozda ve en kısa sürede kesilecek şekilde ilaçlarkullanılmalıdır. Bunlara dikkat edilirse önemli bir sorun olmaz. Hekimkontrolü olmadan, kendi başına ilaç kullanmak, ve başlanan tedaviyikontrolsüz sürdürmek doğru değildir ve yan etkilerin görülme riskiniartırır. Bu yan etkiler arasında en önemlileri nelerdir? Allerji tedavisinde kullanılan ve antihistaminikler olarak adlandırılanbir grup ilacın bazıları uyku, dalgınlık, dikkat azalmasına nedenolabilir. Buna bağlı olarak kişi araba veya makine kullanıyorsakazalara neden olabilirler. Aktif çalışan kişilerde bu tür yan etkileriolan ilaçlar tercih edilmemeli veya kullanılması gerekiyorsa kişiönceden uyarılmalı, bu tür tehlikeli işlerden uzak tutulmalıdır. Yinebu tür ilaçlar bazen iştah artışına yol açıp kilo alımına sebebiyetverebilirler. Kortizon türü ilaçlar da allerji tedavisindekullanılmaktadır. Bunlara bağlı olarak da önemli yan etkilergelişebilir. Aşı tedavisine dikkat! Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi sanıldığı gibiallerjik hastalıkların tedavisinde temel tedavi biçimi değildir. Sadeceböcek sokmaları ve bazen de allerjik nezlede etkili olabilen bir tedavibiçimidir. Çoğu astım hastası için bu tedavi biçimi doğru bir yaklaşımolarak kabul edilmez. Bir çok gelişmiş ülkede astım tedavisindekullanılmamaktadır. Aynı zamanda, ölümcül olabilen riskler taşır.Üstelik etkinliği de ispatlanmış değildir. Etki mekanizması dabilinmez. Gerekli bir çok koşula uyan çok az sayıda hastaya asıltedaviler uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, buişin uzmanı olan kişi denetiminde ve acil durumda yaşama geridöndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım veekipmana sahip bir ünitede denenebilir. Fakat maalesef yanlış lanseedildiğinden ve suiistimale açık olduğundan gereğinden sık olarakuygulanmaktadır. Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam edenhastalar vardır. Allerjik bir anne ve/veya babanın çocuklarının allerjik olmaması için neler yapılabilir? Anne veya babadan birisi allerjik ise çocukta allerjik hastalığarastlanma olasılığı %40 dolaylarında iken hem anne hem de babanınallerjik olduğu durumda çocukta bu oran %70’e çıkmaktadır. Allerjikbünyeli ebeveynlerin almaları gereken tedbirler şunlardır: gebelikte vedoğumu takiben ev içinde sigara içilmemesi, gebelik ve emzirmedöneminde anneye yumurta ve inek sütü gibi allerjenik gıdalardanarındırılmış bir diyet uygulanması, bebeğin mutlaka anne sütünü emmesive yukarıda korunma ile ilgili kısımda anlatılan tedbirlerin doğumdanitibaren dikkatlice uygulanıp çevresel allerjenlerle temasınazaltılması yararlı olacaktır. Arı poleni, bıldırcın yumurtası, hatme çiçeği vb gibi doğal ilaçların tedavideki yeri nedir? Bu ilaçların etkili olduklarını gösteren bilimsel çalışmalar maalesefyapılmamıştır. Bu nedenle bu konuda olumlu yada olumsuz bir şeysöylemek mümkün değildir ANAFLAKSİ: ALLERJİK ŞOK TANIM: Alerjinin en korkulan, en ağır ve tehlikeli şekli olan anaflaksi,vücudun tümünü ilgilendiren yaygın alerjik reaksiyonlara bağlı olarakgelişir. Anaflaksi, alerjik şok ismiyle de bilinir; erken tanınıp acilolarak tedavi edilmediğinde kişiyi şok ya da ölüme kadar götürebilir.Gazetelerde okuduğumuz ‘Penisilin iğnesi yapıldı, yaşamını yitirdi’veya ‘Arı sokmasından öldü...’ gibi olayların nedeni hep anaflaksidir.Ülkemizde her yıl ortalama olarak 100 kişinin anaflaksiden dolayıyaşamlarını yitirdikleri söylenebilir. ANAFLAKSİNİN SEBEPLERİ: Anaflaksiye sebep olabilen pek çok madde vardır: İlaçlar (penisilin, sefalosporin ve diğer antibiyotikler; aspirin, ağrıkesici ve romatizma ilaçları, lokal anestezikler, röntgen çekilirkenkullanılan kontrast maddeler...) Serumlar ve aşılar Kan ve kan ürünleri Yiyecekler (Yumurta, süt, domates, fıstık, deniz ürünleri...) Yiyeceklere konan katkı maddeleri Bozulmayı önleyici maddeler (Sülfitler) Renklendiriciler (Tartrazin) Tat vericiler (Glutamat) Fiziksel etkenler: Egzersiz, soğuk Çeşitli maddeler: Lateks, sperm ANAFLAKSİNİN BELİRTİLERİ: Anaflaksi, kişinin duyarlılığına ve alınan alerjenin miktarına göredeğişik tablolara neden olur. Başta deri, alt ve üst solunum yolları,dolaşım ve sindirim sistemi olmak üzere pek çok organ sistemine aitbelirtiler ortaya çıkar. Anaflaksi, çok ani olarak ortaya çıkan bir durum olduğu için sadecedoktorlar tarafından değil, herkesçe bilinmesi, tanınması ve ilk acilmüdahalenin hemen yapılması, hastanın yaşamının kurtarılması bakımındançok önemlidir. Alerjenin alım yolu ve vücuda giriş hızı da anaflaksininağırlığını belirleyen önemli faktörlerdir. Mesela, penisilin iğnesipenisilin hapına göre çok daha ağır bir anaflaksiye yol açar! Anaflaksi belirtileri, alerjenle karşılaşıldıktan hemen birkaç dakikasonra başlar, 15-20 dakikada zirveye çıkar ve 1 saat içinde de azalmayayüz tutar. Anaflaksi, bazı kişilerde belirtiler tamamen kaybolduktan8-24 saat sonra tekrarlayabilir. Bu nedenle, anaflaksi saptanan birkişinin en azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalmasıgerekir. ANAFAKSİNİN GELİŞİMİ VE TEHLİKE SİNYALLERİ: Anaflakside, solunum ve dolaşım sistemini ilgilendiren belirtiler ciddi bir krizin işaretleridir. Solunum sistemi belirtileri: Burunla ilgili olarak kaşıntı, su gibiakıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı... gibi belirtiler vardır. Sestellerinin şişmesi (gırtlak ödemi), ses kısıklığı ve konuşma güçlüğüyaratabileceği gibi, bu darlığın çok fazla olması nefes alıp vermeyigüçleştirir, hatta tamamen imkansız kılar ve ölüme neden olur. Bazı hastalarda ise astımlılarda olduğu gibi inatçı öksürük, hırıltılısolunum ve nefes darlığı gelişir.Dolaşım sistemi belirtileri: Çarpıntı,düzensiz ve hızlı kalp atışları, göğüs ağrısı, baş dönmesi.. vardır.Kan basıncının düşmeye başlaması ciddi bir anaflaksinin habercisidir.Yaşlı hastalar kalp krizi de geçirebilirler. Sindirim sistemi belirtileri: Karında kramp tarzında ağrılar, bulantı,kusma, karında şişkinlik ve gerginlik, ishal ortaya çıkar. Diğer belirtiler: Bu sistemlere ait belirtilerden başka birçok hastada,terleme, idrar kaçırma, baş ağrısı, şuur bozukluğu, halüsinasyon..görülür. Anaflakside ölüm: Anaflakside ölüm nedeni gırtlak ödemi veya inatçı tansiyon düşüklüğü veya kalp krizidir. ANAFLAKSİ TEDAVİSİ: Anaflaksi çok acil bir durumdur. Kişiye hemen girişimde bulunulmadığızaman kısa zamanda ölüme sebep olabilir. Bu sebeple, anaflaksibelirtileri saptanır saptanmaz bir taraftan en yakın doktor veyahastaneye ulaşılmaya çalışılırken, diğer taraftan yapılması gerekenbazı işlemler vardır. Alerjenin vücuda girdiği yer belli ise (Arı sokmasında olduğu gibi!), obölgeye hemen turnike yapılarak zehirin kana karışması engellenir.Varsa, arının iğnesi çıkartılır. Kişi sırtüstü yatırılır ve bacakları yukarı kaldırılır. Bu sayede beyinve kalp gibi önemli organlara daha fazla kan gitmesi sağlanır. Hasta sıcak tutulur. Mümkünse oksijen verilir. Anaflakside yaşam kurtarıcı ilaç ADRENALİN’dir. 1:1000’lik adrenalin,0,3-0,5 ml dozunda 20 dakika arayla cilt altına zerk edilir. Anaflaksi tedavisinde yararlanılan diğer ilaçlar kortizon veantihistaminikler’dir. Astım krizi belirtileri olan hastalara bronşspazmını azaltan nefes açıcı ilaçlar da verilmelidir. Kan basıncı düşük olan hastalara hem kan basıncını yükselten ilaçlar (vazopressörler) hem de damar yoluyla sıvı uygulanır. Gırtlak ödemi nedeniyle asfiksi (boğulma) belirtileri gösterenhastalara nefes alabilmeleri için acil trakeostomi (ana nefes borusunadışarıdan delik açılması) gerekir. ANAFLAKSİDEN KORUNMA: Daha önce anaflaksi geçirmiş olanlar, durumlarını bildiren bir kart veya künye taşımalıdırlar. Anaflaksi nedeniyle ölüm tehlikesi atlatanların yanlarında sürekliolarak adrenalin bulundurmaları gerekir. Bu kişilere adrenalini hangidurumda, nasıl uygulayacakları da öğretilmelidir. Anaflaksiye neden olan etkenlerden (ilaç, yiyecek...) uzak kalınmalıdır. Anaflaksi tanımlayan hastalara iğne şeklindeki ilaçlardan çok hap veya şurup verilmelidir. Anaflaksi tanımlayan hastalara ß-bloker sınıfı ilaçlar verilmemelidir. En azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir. KAYNAK: Prof.Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA ASBESTOSİS Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzündeninsanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik,sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerindekullanıldığı için "sihirli mineral" olarak anılırken, yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi"öldürücü toz" olmuştur. Asbest fizik yapı olarak düz (amphibol) ve eğri lifli (chrysotile) ikitürü vardır. Amphibol asbestin, kimyasal yapısına göre, crocidolite(mavi asbest), amosite (kahverengi asbest), tremolite, anthophollite veactinolite çeşitleri vardır. Endüstride en çok kullanılan chrysotile ,crocidolite ve amosite cinsleriydi. Bunlardan sağlık için entehlikelileri olan crocidolite ve amosite'nin kullanılışı bir çokülkelerde yasaklanmıştır. Endüstride kullanılan asbestin % 90'inıkapsayan chrysotile de bir çok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşındaha az karsinojenisitesi tartışmalı olduğu için bazı ülkelerde sıkıkontrol altında kullanılmaktadır. Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalıkyapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, beniğn veya maliğnolabilmektedir. Birinci grubun içinde, plevrada fibrosis,kalsifikasyon, effüzyon; akciğer parankimasında fibrosis (asbestosis)yer alır. İkinci grupta ise, plevra ve peritonun maliğnmezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa larenks ve sindirimorganı kanserleri bulunur. Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisiolmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde20 sigara içenlerde 45'e, hem sigara içen ve hem de asbest tozusoluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır. Kanserojen olan sigara veasbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli birmineral olabilmektedir. Türkiye'de kırsal bölge erkeklerinin sigaraiçme oranı %70'leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifisoluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanmaşansı olduğunu anlarız. Asbestin beniğn veya maliğn hastalık yapabilmesi için, solunduktan20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, işortamında (mesleksel veya occupational) veya çevresel (environmentalveya domestik) yolla soluyabilir. Az da olsa, asbest işçisiningiysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları indirek olaraksoluyabilmektedir ki buna in direk ya da paraoccupational yolla asbestsolunması denilmektedir. Türkiye'de Orta Anadolu'da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsalbölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşınüstündekilerin yaklaşık % 25'inde asbeste bağlı beniğn plevralhastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe lineer olarakartmakta ve % 80'lere ulaşabilmektedir. Asbest denilince aklamMaliğnmezotelyoma gelmektedir. Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı1-2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye'de yılda en az 500 kişide buhastalık görülmektedir. Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığıolan maliğn mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır.Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel- domestik yollasolumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu meslekselasbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasınınmesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır. Aslen Orta Anadolukökenli olup ta Avrupada çalışırken mezotelyomaya yakalanmışişçilerimiz tazminat almak için baş vurduğunda bu kabul edilmemekte veakciğerindeki asbestin Anadolu toprağında bulunan tremolit olduğugösterilerek istekleri kabul edilmemektedir. Avrupa'dakiişçilerimizdeki asbestle ilgili hastalıklar, "Imported asbestos" diyeyayınlanması komik olduğu kadar yüz kızartıcı bir durumdur. Türkiye'de çalışan isçilerde de aynı karışıklık söz konusudur. Asbestişlenen bir fabrikada çalışanda bununla ilgili bir hastalık ortayaçıktığında işveren- işçi arasında sorun ortaya çıkmaktadır. İşçiyihasta eden asbest onun köyünden mi gelmiştir, yoksa iş yerinden mi ? Türkiye'de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaztoprağın, "Ak toprak", "Gök toprak", "Ceren toprağı" "Çelpek" gibiçeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarakkullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçlakullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayantremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi vekahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir. Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların enyoğun olduğu bölgeler: Eskişehir'in Mihallıççik ilçe ve köyleri, KonyaEreğli'sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı'nın Ilgaz veŞabanözü köyleri ve Yozgat'ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas'ınYıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesindeDiyarbakır'ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ'ın Maden ve Poluköyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa'nın Siverek ilçesi yer almaktadır.Karadeniz'in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerindeasbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır. Trakya'nın birkaç köyündeasbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır.Ege bölgesinde sadece Denizli'in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur'unYeşilova bölgesi, Kütahya'nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon'unElmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklarbulunmuştur. Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler veHatay'ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbestiçiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortamhavanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir. Bir kristalize aluminosilikat olan zeolit'lerin doğal 30 türünün içindesadece erionite ve mordenite lifsel yapıdadır. Bunlardan yalnız kristalyapısi lifsel olan erionite'in epidemiyolojik, in vivo ve in vitroolarak karsinojenik ve fibrojenik olduğu gösterilmiştir. Erionite'ninşimdiye kadar bilinen en potent kanser yapıcı bir mineral olduğu DünyaSağlık Teşkilatına bağlı, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu(International Agency Research on Cancer) tarafından kabul edilmiştir. Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendizdağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia,bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik biryapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ilereaksiyona giren volkanik lavlar chabazite, clinopitololite vekristalize olarak lifsel yapıda erionite'nin oluştuğu yerlerde Karain,Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite'nin asbestin yaptığıhastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla günyüzüne çıkmıştır. Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerdeseyrek de olsa maliğn plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğutarafımızdan gösterilmiştir. Bölgeden gelen mezotelyomalı hastalarınortalama yaşı 50 olup en genci 26, en yaşlısı ise 75 bulunmuştur.Hastalık hem kadınlarda ve hem de erkeklerde görülüyordu. İşin ilginçyanı, hastalığın bazı ailelerde daha yoğun bir şekilde görülmesiydi.Bir aile içinde plevral ve peritoneal mezotelyoma ile birlikte lenfoma,karaciğer kanseri, kemik sarkomu gibi mezotelyoma dışı tümörler degörülmekteydi. Bu gözlemler kanserin oluşmasında esas etken erioniteolmakla beraber genetik yatkınlığın da ek faktör olarak etkiliolabileceğini işaret etmektedir. Göremenin Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köylerinde yapılan proportionalmortalite çalışmalarında, ilk iki köyde ölenlerin % 70'inin maliğnhastalıktan öldüğü gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Buna karşın Kızırmağıngüneyindeki eski yerleşim yerini nehrin taşkınları ve arkadakikayaların düşerek insan ve hayvan zayiatına sebep olması nedeniylezamanın hükümeti 1958 yılında köyün nehrin kuzey yakasındaki tuğla,briket gibi malzeme ile yapılmış yeni evlere taşınmasını sağlamıştır.Sarıhıdır'daki mortalite oranının % 50'nin altında olması buna bağlıolsa gerek. Bu köydeki hastaların birisi hariç tümü eski köyde doğmuşbireylerdi. Bu olay Göreme'deki kanser sorununun ancak, köy yerlerinindeğiştirilmesiyle çözülebileceğini göstermektedir. Göreme'deki kanserli köylerdeki insanlar, ev ve bahçe duvarlarının yapıtaşları olan su kayasının içindeki erionit'ten solumaktadır. Hasta vesağlamların bronş sekresyonunda, soludukları evin havasında veakciğerlerinde hem erionite lifleri ve asbest cisimciğine benzeyenzeolite cisimcikleri gösterilmiştir. Bugün sadece 35 haneli bir köyhaline gelen Karainliler'ın büyük bir kısmı, çeşitli nedenlerle, yurtiçi ve yurt dışı yerlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Köydenilkokulu bitirdikten sonra ayrılanların bile dünyanın neresine gidersegitsin mezotelyoma riskini taşımaktadır. |
||