Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Saglik & Vucut Gelistirme

Konu: KULAK BURUN BOĞAZ

Sayfa: [ 1 ]

no_fear_06 08.07.2007 02:28:42
Allerjik rinit saman nezlesi



Allerji Ne Demektir: Alerji vücuda giren ya da temas eden bir maddeyekarşı vücudun kendine zarar verecek derecede reaksiyon göstermesidir.Bu reksiyonlar normal düzeyinde olursa vücudu korumak içindir. Ancakalerjik kişilerde reaksiyonlar zararlı olacak derecede fazladır. Burunbu tür alerjik reaksiyonlardan en fazla etkilenen organlardandır.Alerjinin genetik bir yatkınlığı vardır ve her yaşta başlayabilir.Allerjenin vücuda girmesinden 2-3 dakika sonra histamin adı verilenmaddeler salgılanır. 15 dakika içinde maksimum seviyeye ulaşır. Alerjiher zaman olabileceği gibi sadece belli mevsimlerde de görülebilir.

Rinit Ne Demektir: Burun içini döşeyen mukozanın her türlü iltihabınarinit denir. Eğer bu iltihaba alerjik faktörler neden olmuşsa bunaalerjik rinit denir.

Neler Alerji Yapar: Alerji yapabilecek bilinen ya da bilinmeyen çoksayıda faktör vardır. En sık görülenler arasında toz, polenler, küfmantarları, bazı yiyecekler (süt, yumurta, çilek vs.), kimyasalmaddeler, ev hayvanları sayılabilir.

Ne Gibi Belirtiler Yapar: Alerjinin KBB ile ilgili semptomları arasındaen sık görülenler burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, kaşıntı,geniz akıntısı, boğazda gıcık, kronik öksürük, orta kulakta basınçproblemleri sayılabilir. Alerjik kişilerde alerjik olmayan kişileregöre daha çok sinüzit, burunda et büyümesi (konka hipertrofisi veyapolip), astım ve cilt reaksiyonları görülür.

Muayenede Ne Görülür: Alerjik rinitli hastaların muayenesinde burunakıntısı direk olarak görülebilir. Ayrıca burun içinde soluk renk,saydam salgı artışı, ödem(şiş), eğer varsa et büyümesi görülür. Buruniçinin görüntüsü bazen hastanın şikayetlerinin dinlemeden bile teşhiskoydurucudur. Ağız içinden bakıldığında geniz akıntısı ve farenjitgörülebilir.

Ne Gibi Tetkikler Yapılır: Muayene sonrasında allerjidenşüphelenildiğinde en sık uygulanan tetkik deri testleridir. Ancak butestlerin negatif çıkması hastada alerji olmadığını göstermez. Deritestlerinde çalışılmayan bir allerjene reaksiyon olma ihtimali veya birallerjenin ciltten girdiğinde alerji yapmayıp solunumla girdiğindealerji yapıyor olma ihtimalleri vardır. Deri testleri ile hangi maddeyene kadar alerji olduğu öğrenilebilir. Bu testlerin dışında kanda İgEdenilen bir maddenin miktarı ölçülebilir. Ayrıca cilt testlerine göredaha güvenilir ancak uygulaması zor ve pahalı bazı kan testleri devardır.

Nasıl Teşhis Konur:Alerjik Rinit teşhisinde en önemli konu hastanınanlattıkları (anamnez) ve muayene bulgularıdır. Bu bulgulara görealerji teşhisi düşünülüyorsa o hasta alerjik olarak kabul edilir. Deritesteleri ve diğer kan testleri allerjenin ne olduğunu anlmayayöneliktir. Bu testler negatifte çıksa hastaya alerji tedavisi başlanır.

Nasıl Tedavi Edilir: Alerjik Rinit tedavisinde 3 ana kategori vardır.

1-Allerjenden korunma

2-İlaç Tedavisi

3-İmmünoterapi (Aşı Tedavisi)



Allerjenden korunma alerjik rinitin temel tedavi yöntemidir. Ancak bugenellikle mümkün değildir. Hem allerjenin tam olarak belirlenememesi,hem birden fazla maddeye alerji olması hem de allerjen belirlense bilehastanın bu maddeden uzak durmasının mümkün olmaması gibi faktörlertedaviyi zorlaştırır. Ancak yine de hastanın alabileceği bazı önlemlervardır.

- Tozlu ve dumanlı ortmalarda bulunmamak, eğer zorunlu ise maske takmak

- Isı ve nemim ayarlanması

- Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde mümkün olduğunca içeride olmak ve kapı pencerelerin kapalı tutulması

- Ev içinde mümkün olduğunca halı, kilim battaniye yerine deri, vinlex ve plastik eşyalar kullanılmalı

- Evde bitki ev hayvan bulundurulmamalı

- Özel hazırlanmış nevresim ve çarşaflar kullanılması eğer teminedilemiyorsa tüm çarşaf ve nevresimlerindüzenli olarak sıcak su ileyıkanması

- Elektrik süpürgesinin dışarıya toz vernmediğine dikkat edilmesi

- Tüylü oyuncaklardan uzak durulmalı

- Hasta hangi ortam ve durumlarda şikayetlerinin başladığını veya arttığını hissederse ona göre önlemini kendi almalı



İlaç Tedavisi olarak en sık kullanılan madde antihistaminiklerdir. Builaçlar alerjik reaksiyonlarda rol oynayan histamini azaltmayayöneliktir. Genellikle de çok faydalıdırlar. Allerjene maruz kalmadanönce kullanıldığında daha faydalıdırlar. Özellikle kaşıntı, akıntı vehapşırma üzerine etkilidirler. Ancak hangi antihistaminiğin hastayadaha faydalı olacağı biraz deneme yanılma yoluyla belirlenir. Artıketkisi azalmaya başlarsa da başka bir antihistaminikledeğiştirilmelidir. Bu ilaçların en önemli yan etkisi uyku hali, ağızkuruluğu, çarpıntı, idrar zorluğu, göz içi basıncının artmasıdır. Ancakson kuşak antihistaminiklerde bu yan etkiler oldukça azalmıştır.

Antihistaminklerden sonra faydasının en çok olduğuna inandığım ilaçkortikosteroidlerdir (kortizon). Bu ilaçlar ağızdan ya da kalçadanuygulandığında etkisi daha fazladır ancak yan etkilkeri de dahafzladır. Bu nenle burun spreyi olarak kullanılırlar. Burun spreyiolarak kullanıldığında yan etkisi çok azdır ve etkinliği iyidir.

Ayrıca dekonjestan denilen burun spreyleri ve kromolin adı verilen ve alerjik reaksiyonları önleyen ilçalar da vardır.

İmmünoterapi (aşı tedavisi) hastanın alerjik olduğu maddeyi düşükdozdan başlayarak artacak şekilde hastanın vücuduna verme tedavisidir.Bu şekilde vücut bu maddeyi tanıyarak alerjik reaksiyon göstermememsiprensibine dayanır. Ancak her zaman iyi sonuç vermez. Başlangıçtahaftada bir olmak üzere senelerce aşı olmayı gerektirir. Bazen iyisonuçlar alınmasına rağmen her zaman önerilmez.

Hangi Durumlarda Ameliyat Gerekir: Alerjiye bağlı et büyümeleri vesinüzitin kronikleşmesi ilaç tedavilerinin başarısını olumsuz etkilerve bu durumlarda ameliyat gerekebilir.


Ağız kokusu halitosis


Ağız kokusu, insanı olumsuz etkileyen bir durum olarak bilinir.

Erişkinler veya küçüklerin, yaşamlarında mutlaka ağız kokusundanşikayetçi oldukları zamanlar olmuştur. Bazılarının ise, bu durumdanşikâyeti kroniktir.

Ağız kokusu; etkilediği bireyler için sosyal ve psikolojik yönden olumsuz bir durum haline gelmiştir.

Kötü ağız hijyeni , dişler üzerindeki gıda birikimi, ağızdaki çürükkaviteleri , çekim yaraları , ülserler , dental ve tonsiller, apseler(diş ve bademcikle ilgili apseler) ; gingivitis, periodontitis vestomatitis gibi diş eti hastalıkları , ağız kuruluğu , kıllı dil gibiağız içindeki problemlerden oluştuğu gibi, üremi , diabetik ketoasidoz, karaciğer rahatsızlıkları , kronik pulmoner hastalıklar , miderahatsızlıkları gibi sistemik nedenlerle de görülebilir.

Diş hekimleri ağız kokusunun, lokal mi, yoksa sistemik faktörlere mibağlı olduğunu tespit etmeli ve doğru teşhisi koyup ona göre tedaviyöntemini belirlemelidir.

Solunum sisteminden gelen hava , ağızdan dışarı yayılırken oralkavitedeki (ağız boşluğu) kötü kokulu uçucu karışımla birleşerek dışarıçıkar ve kişilerin kendisini de, çevresini de rahatsız eden hoş olmayankokular oluşur.
Bu konuda yapılan araştırmalar sonucunda ağız kokusu vakalarının çoğunluğunun oral kaviteden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Kötü ağız kokusunun oluşmasına etki eden faktörler arasında, tükürüğün önemli rol oynadığı kabul edilmektedir.
Sağlıklı ağızdan alınan tükürüğe göre , periodontitisli ağızlardan alınan tükürüğün daha hızlı kokuştuğu belirtilmiştir.

Aktif periodontitisli hastalardan alınan tükürükte çok parçalanmışepitel hücresi vardır . Ve bu hücreler önemli ölçüde bakterilerlekaplıdır. Ayrıca tükürükte zarar görmüş lökositler de mevcuttur.Lökositler, çok miktarda kükürt taşıyan aminoasitlere sahiptir vebunlar uçucu sülfür bileşiği üretiminde kullanılırlar. Lökositler,periodontal hastalıklar sırasında göç ederek , periodontal hastalıklıbireylerin tükürüklerinda artarlar.

Hem oral mukazadan serbest epitelyal hücreler , hem mikroorganizmalar,hem de lökositler bakteri plağına dahil olup dilin arka yüzüyle ,dişlerin fizyolojik ve mekanik temizlemeye uygun olmayan bölgelerindetoplanır. Periodontitisli hastalarda bu duruma bir de dişetlerindenoluşan kanamanın eklenmesi ile tablo daha da ağırlaşır.

Ağız kokusu oluşumu tükürük akımının azalması , uzun süre besin ve sıvıların alınmamasına da bağlıdır.

Uyku hali buna iyi bir örnektir. Sabah kalkınca hissedilen ağız kokusu bu durumla ilgilidir.

Aşırı tütün içimi, özellikle sigara tüketimi yalnızca kötü kokulu nefesoluşturmakla kalmayıp , bir de kıllı dil durumuna yol açar ki bu dabesin artıklarının ve tütün kokusunun tutulmasına neden olur. Ayrıcatükürük salgısında azalma ve hastalık durumunun şiddetle artışına nedenolur. Dilin arka bölümü mekanik olarak temizlenemediği için birikimlerorada oluşur. Çoğu ağız kokusu durumlarının tedavisine dilinfırçalanması ile başlanır.

Protez dişler, uygun yapılmamış kuron ve köprüler, ağız dokusuna uygunolamayan materyaller de ağız kokusunu oluşturan faktörlerdendir.

Halitozis oluşturabilecek diğer durumlarsa postnatal sızmaylakarakterize kronik sinüzitis , faranjitis, tonsillitis, sifilitikülserler, burun tümörleri , ağız tümörleri , kronik bronşitis veorofarengial kavitelerin habis neoplazmalarıdır.

Nefesteki kokunun yoğunluğu yaşla birlikte artar. Ayrıca farklı yaş grupların spesifik ağız kokuları tespit edilmiştir.

Buna göre yaşları 2-5 yıl arasında değişen küçük çocuklar,tonsillerinde barınan besin ve bakterilerden ötürü oluşan bir ağızkokusuna sahiptir.
Orta yaş grubundaki kişilerde çok şiddetli biçimde sabah nefes kokusu oluşur.
İleri yaş grubundakilerde ise ağız kokusu temiz olmayan protez ve akışkanlığını yitiren tükürüğün kokuşmasından kaynaklanır.

Sistemik hastalıklar sonucunda da ağız kokusu oluşur. Bu durumun en iyibilinen örneği diabettir. Bu hastalarda ağızdan aseton , tatlı, meyvakokusu duyulur.
Nefesteki amonyak ve idrar kokusu , üremi ve böbrek yetmezliğini akla getirmektedir.
Ciddi karaciğer yetmezliğinde nefes tatlımsı bir amin kokusu , taze kadavra kokusuna benzemektedir.
Tatlı bir asit kokusu, akut romatizmal ateşi çağrıştırır. Kötü kokuşmuşnefes , çürümüş et kokusuna benzer , bu da akciğerin apseleşmesine yada bronş iltihabının yayılmasıyla oluşan bronşiyektaziye işaret eder.
Gastrointestinal bozukluklarda da nefes kokusu kötüdür. Duygusalyıkımlar da sindirimi etkiler ve vücut kimyası bazen nefesietkileyebilir.

C vitamini yetersizliği ile oluşan Kronik skorbüt hastalığı olan kişilerde de kötü kokulu nefese rastlanır.

Yenilen yiyecekler de ağız kokusunda önemli rol oynar. Bir vejeteryan,çok fazla et yiyen bir kişiden daha az halitozise sahiptir. Çünküsebzelerde protein maddelerin yıkım ürünleri çok azdır.

Et genellikle yağ içerir ve gastrointestinal sistemde oluşan uçucu yağasitleri kana absorbe edilip nefesle salgılanır. Sarımsak, soğan ,pırasa, alkol vb. maddelerin dolaşım sisteminde önce absorbe edilipsonra da akciğerlerce hava olarak dışarıya verilmesiyle kötü kokuoluşur. Aşırı alkol içimi mikrobiyal floranın değişiminde başlıca roloynar ve halitozis oluşturan koku fermente edici organizmalarınpoliferasyonuna neden olur.

Açlıkta oluşan ağız kokusu; pankreatik sıvının midede açlık periyodundabozuşmasından kaynaklanır. Bu kokunun giderilmesi kolaydır. Hatta dişfırçalamasıyla bile ortadan kaldırılabilir.

İlaçların sistemik etkisine bağlı olarak da halitozis oluşabilir. Bazıantineoplastik ajanlar, antihistaminler, amphetaminler, trankilizanlar,diüretikler, fenotiaminler , atropin benzeri ilaçlar tükürük üretiminiazaltırlar ve böylece oral kavitenin kendi kendini temizleme yeteneğiazalmış olur ve buna bağlı halitozis oluşur.

Yaşlanma, çok sigara içimi , tükürük bezi aplazisi, 800 raddan fazlaradyasyon tedavisi, kadında menopoz, yüksek ateş, dehidratasyonlusistemik ve metabolik rahatsızlıklar, aşırı baharat kullanımı ağızkuruluğuna neden olur ve bu yüzden de halitozis oluşur.

Diş hekimi ağız kokusunun tanımını yapmak için önce iyi bir muayeneyapmalı, aldığı anamnezleri dikkâtlice incelemeli , basit yöntemlerlekoku ayrımını yapmalıdır.

Sistemik hastalıklarda oluşan kokular için medikal konsültasyonagidilmelidir. Kokuların lokal ya da sistemik faktörlerden oluştuğununbelirlenmesi oral kaviteden veya akciğerlerden kaynaklandığınınbelirlenmesi için hastaya basit bir yöntem uygulanır.

Diş hekimi hastadan dudaklarını sıkıca kapatmasını ve nefesini burundeliklerinden bırakmasını ister. Bu durumda koku on cm. uzakta duranbaşka bir kişi tarafından değerlendirildiğinde, koku varsa sistemikfaktörlerden kaynaklanıyor demektir.

Hasta parmakları ile burnunu tıkayıp , dudaklarını da kapatıp solukvermeyi bir an için durdurduktan sonra açıp soluk verdiğinde koku ağızyoluyla ortaya çıkıyorsa kokunun oral kavitedeki lokal faktörlerdenkaynaklandığı söylenebilir.

Koku bu şekilde basit bir yöntemle değerlendirilebileceği gibi,denemesi ve tekrarı kolay olan gaz ölçen monitörlerle de ölçülebilir.Yapılan klinik çalışmalarla lokal faktörlerin neden olduğu ağız kokusuolgularının %90’nın başarı ile tedavi edileceği tespit edilmiştir.

Patolojik ve nonpatolojik orijinli halitozis genellikle patolojikdurumun tedavi edilmesi ve oral hijyenin iyi derece de yerinegetirilmesi ile düzelir.

Periodontal ceplerin yok edilmesi , oral hijyenin geliştirilmesi gıdabirikimine sebep olan yerlerin düzeltilmesi, çürük dişlerin tedavisi ,restorasyonun mümkün olmadığı durumlarda diş çekimi , diş etihastalıklarının tedavisi ile ağız kokusu ortadan kaldırılır.

Yemek sonrası dil ve dişlerin fırçalanmasıyla da ağız kokusu etkili oranda azaltılabilir.

Ağız kokusunu oluşturan bileşenlerin birincil alanı dildir. Sabahşiddetli ağız kokusundan şikayet eden kişilerde dişlerin ve dilin yemeksonrası fırçalaması ve ağzın bir gargara ile çalkalanması ile sorunkontrol altına alınabilir.

Protez kullananlar protezlerini fırçalayarak ve dezenfektan solüsyonlarda tutarak temizlemelidirler.

Ağız kokusunu önlemek için doğal kaynaklardan da yararlanılabilir. Nanebunlardan biridir. Naneli sakızlar, şekerler kullanılabilir. Nanenintükürük üzerinde de etkisi vardır. Naneli ürünlerin emilmesi tükürükoranını artıracak, tükürüğün alışkanlığını düzenleyecek , yiyecekartıklarının böylelikle uzaklaşması bir ölçüde sağlanacaktır.
Sakız çiğnemek, çiğneme kasları , yanak ve dilin çiğneme hareketleriile yakından ilgilidir. Sakız besin artıklarının taşınması veuzaklaştırılması ile oral kavitenin temizlenmesini sağlar.

Ağız suları, kokulu ürünler, naneli ağız spreyleri nefesteki kokuyu geçici olarak önlemeye yarayacaktır.

Akustik travma


Akustik travma işitme kaybının sık görülen bir türüdür. Ekseriyetlekulağa gelen bir darbe veya patlama sonunda hava basıncı çok fazlaaniden değişir. Bu da kulağın hassas kemikleri-ne ve mekanizmasınazarar verir. Ayrıca yüksek makine sesini ve aşırı yüksek müzik sesiniuzun zaman dinlemek durumunda kalanlarda da görülür.

Belirtiler

- işitme kaybı

- Kulak çınlaması.

Teşhis

Yakındaki bir patlamadan ya da kulağa gelen bir darbeden sonra meydanagelen işitme kaybı sık görülen bir durumdur. Kısmi sağırlığa, yüksekperdeli bir kulak çınlaması da eşlik edebilir.

Doktorunuz bir dizi test yaparak, hangi tipte bir işitme kaybı olduğunu belirleyecektir.

Tedavi

Travmanın neden olduğu ağır işitme kaybının etkili tek tedavisi işitmealetleridir.Bazı yöntemler de kısmi sağırlığa uyum sağlamayıkolaylaştırabilir; bunlar arasında yüz ifadesine dikkat etmek ve dudakokumak bulunmaktadır.

Önlem

Eğer yüksek sesle işyerinde çalışacağınızı biliyorsanız, özel olarakyapılmış kulaklık kullanın. Bunlar aşağı yukarı tüm gürültüyü keser vetakan kimse diğer kimselerle iletişim kurabilsin diye bunlara mikrofonve alıcı yerleştirilebilir.

Allerjik nezle rinit


Allerjik Nezle

Allerjik nezle, hapşırma, burunda tıkanıklık, kızarıklık, kaşıntı veakıntı ile seyreden ve toplumda sık görülen bir hastalıktır. Allerjiknezle mevsimsel bir seyir izleyebilir ya da belirtiler yıl boyunca hiçazalmadan devam edebilir.

Mevsimsel seyir izleyen tip daha sıktır, ilkbahar ve sonbaharda çeşitlipolenlerin ortaya çıkması ile belirtilerde artış gözlenir. Yıl boyuncasüren allerjik nezleye ise sebep olarak ev tozu gibi sürekli ortamdabulunabilen allerjenler gösterilmektedir.

Allerjik nezlenin tedavisi için temel amaç allerjiye neden olanuyaranın ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Polenlerden korunmak için baharaylarında pencereleri kapalı tutmak ve hava filtresi kullanmakdüşünülebilir. Sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıyaçıkmamak polenlerden kaçınmak için çözüm olabilir. Tatil zamanlarınıbahar aylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcilhayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özengöstermek gerekir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemleralınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ileallerjik nezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak içindüzenli olarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yataktakımları ile perdeleri sıcak suyla yıkamak yerinde olacaktır.


Allerjik nezle tedavisi için kullanılan birkaç çeşit ilaç vardır;

Antihistaminikler

Sıkça başvurulan ilaçlardır. Histaminin etkisini bloke ederek allerjiknezle belirtilerini önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Fakat histaminsalınımı allerjik nezleye yol açan mekanizmalardan sadece birtanesidir. Antihistaminikler muhtemelen burun akıntısınıiyileştirecektir ancak tıkanıklık konusunda fazla bir şeyyapamayacaktır. Antihistaminikler yan etki olarak en sık sersemlikhissine yol açarlar.


Dekonjestan

İlaçlar burundaki damarları daraltarak rahatlama sağlamayı hedefler. Builaçlar bazı kişilerde sıkıntı hissi ve uykusuzluğa neden olabilir.Dekonjestan ilaçlar fazla kullanılırsa allerjik nezle belirtilerinidaha da kötüleştirebilirler; Örneğin burun tıkanıklığı daha daartabilir.


Buruna Uygulanan Anti-Enflamatuar İlaçlar


Bugün allerjik tedavi için etkin tedavi imkanı sunan ilaçlar olarakgörülmektedir. Doğrudan buruna uygulanan Flutikazon propiyonat burunbölgesinde anti enflamatuar etki göstererek tedavi sağlar. Allerjiknezle belirtilerinin temelinde yatan ana neden burundaki enflamasyonolduğu için, bu anti enflamatuar etki burundaki kaşıntı, akıntı,tıkanıklık ve hapşırmanın gerilemesini sağlar. Ağızdan alınarak bütünvücuda dağılmış olan antihistaminik ve dekonjestan ilaçlardan farklıolarak Flutikazon propiyonat, sersemlik hissine yol açmaz. Tedavideilacı sadece ihtiyaç duyulan bölgeye yani buruna uygulamak mümkün olur.


Kime Başvurmak Gerekir?

Allerjik nezle konusunda hangi tedaviyi almak gerektiğine başvurulanKulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı hekim karar verebilecektir.


Sayfa: [ 1 ]