|
||
| Hayatı 1957 yılında İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Babası erkek berberi Cevat İşanç, annesi evhanımı Süheyla İşanç olan Zuhal Olcay’ın gerçek adı Zuhal İşanç idi. Konservatuarda piyano öğretmeni olan teyzesinin teşviki ile Ankara’ya giderek tiyatro eğitimine başladı. 1976’da Ankara Devlet Konservatuvarı yüksek bölümünü bitirdi. Aynı yıl sınıf arkadaşı Selçuk Yöntem ile evlendi. Bir sene Londra’da eğitim gördü. Üç yıl süren ilk evliliğinin ardından işadamı Zafer Olcay ile evlenen Zuhal Olcay, İzmir’e yerleşti ve İzmir Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuğa başladı. 1981 yılında kızı Ceren dünyaya geldi. 1983’ten itibaren çeşitli televizyon yapımlarında rol aldı; ilk televizyon filmi olan Sönmüş Ocak'tan sonra Parmak Damgası adlı yapım ile tanındı. Film festivallerinde aldığı ödüller ününü arttırdı. Sinema oyunculuğu ile birkite tiyatro oyunculuğunu da sürdüren Olcay, 1986’da Martı'daki Nina rolüyle Avni Dilligil Tiyatro Ödülü'nü, 1988’de Balkon 'daki İrma rolüyle Ankara Sanat Ödülü’nü kazandı. 1989`da Evita Müzikali’nde Evitayı oynadı. Bu müzikaldeki başarısı üzerine şarkıcılık kariyeri başladı. Dünden Sonra, Yarından Önce adlı filmde şarkıları seslendiren Olcay, daha sonra Onno Tunç’un bestesi olan parçayı bir albümde seslendirdi. Zuhal Olcay, 1989’da Sahte Cennete Veda adlı filmdeki rolüyle Almanya’da Altın Film Şeridi En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanarak uluslararası bir başarı elde etti. 1987’de eşinden ayrılan Olcay, üçüncü evliliğini 1992’de Londra’da tiyatro oyuncusu Haluk Bilginer ile yaptı. Aynı yıl Indiana Jones adlı Hollywood yapımında eşi ile birlikte Halide Edip ile İsmet Bey’i canlandırdılar. 1990’da Haluk Bilginer ile birlikte Tiyatro Stüdyosu adlı özel tiyatronun kurucuları arasında yer aldı ve bu tiyatroda Aldatma, Kankardeşler, Histeri, Balkon gibi oyunlarda başrol üstlendi. Çeşitli siyasi eylemlere de katılan Olcay’a Bakırköy Belediye Başkanı Adaylığı teklif edildi. Üskürdar’da kiralayıp restore etikleri Tiyatro Stüdyosu’nun 1996’da yanması üzerine 1999’da Haluk Bilginer ile birlikte Oyun Atölyesi'ni kurdu. Olcay, Oyun Atölyesi’nin sahnelediği ilk oyun olan Steven Berkoff’un Dolu Düşün Boş Konuş adlı oyunundaki rolüyle Afife Tiyatro Ödülleri "En İyi Komedi Kadın Oyuncusu" Ödülü'nü aldı. Çift, Istanbul’un Moda semtinde bir apartmanı restore ederek oluşturduğu tiyatro mekanını 2002’de açtı. Zuhal Olcay'ın Bilginer ile olan evliliği 2004 yılında sona erdi. Müzik çalışmalarını önce Vedat Sakman, daha sonra Bülent Ortaçgil ile devam eden ve Küçük Bir Öykü, 'İyisin gibi parçalarla müzik listelerine giren Olcay’ın Küçük Bir Öykü (1990), İki Çift Laf (1993), Oyuncu (1996), İhanet (1998), Başucu Şarkıları (2001) ve Başucu Şarkıları-2 (2005) ve Cengiz Onural'la ortak çalışması olan Hiçbiryerde isimli albümleri vardır. Rol Aldığı Projeler Tiyatro
Filmler
Tv Yapımları
|
||
|
||
| Zuhal olcay röportajı Kalite arayan bizi izlesin Ayşe Kulin’in romanından senaryolaştırılan ‘Geniş Zamanlar’ bu akşam star da başlıyor.Uzun süre ara verdiği nekrana bu diziyle dönen Zuhal Olcay: ‘Geniş Zamanlar oyunculuğu ve yönetimiyle özenli bir yapım.Ancak bazı dizilerdeki gibi gündeme oturan ve taretışma yaratan sansasyonel mevzular yok.İzleyici öyle bir şey arıyorsa yanıt veremeyeceğiz’ Sansasyonel değil özenli bir dizi çekiyoruz **Uzun zamandır ekranlardan uzaktınız.Neden bu kadar beklediniz? İstediğim gibi bir iş gelmedi açıkçası.Ekranda olmak isterseniz olursunuz bu hiç de zor bir şey değil.Önüme gelen ve ban sunulan her işe sıcak bakmıyorum.Önce projeye ısınmam lazım.Projede çalışacağım insanlar da benim için çok önemli.Zaten bu takım işidir.Aksi halde rahat edemiyorum.Güzel işler de bu şekilde çıkıyor zaten.Senaristin kafasına inanmalıyım.Teksti sevmem lazım. Bu projede sizi etkileyen ne? Çalışmaların devam ediyordu ama diziye ara vermiştim.Bu projede en çok beni etkileyen bir edebiyatçının elinden çıkmış olması.Ayrıca Mahinur Ergun gibi çok inandığım bir ismin senaryolaştırması.Bütün bunlar beni bu projeye sıcak yaklaşmam konusunda ikna etti.Ayrıca yapım şirketinin gerçekten hassas ve detaycı bir ön hazırlık yapması, cast çalışması, mekanların hatta kanalın seçimi bana güven verdi.Herkesin oldukça hassas ve detaycı çalışması beni etkiledi.Bu dizide Serdar Akar’la çalışıyor olmaktan ayrıca çok mutluyum.Olumlu anlamda bu işe girmemi sağlayanlardan biri. Özel hayatımla diziyi karıştırmayın Hayat vereceğiniz 'Ayla' karakterini anlatır mısınız biraz? Ayla başarılı bir avukat,hırslı bir kadın.Evliliği bitiyor ve hayatında birçok şey değişiyor.Ancak çok güçlü...En temel meselesi, herşeyi akıl ve mantık yoluyla açıklayan bir kadın.Duyguyu ve duygusallığı her zaman geride tutmuş ve hatta bunu küçümsemiş bir kadın.Hayatın tek boyutlu olmadığını akıl ve mantığın her zaman işe yaramadığını keşfedecek.Bu biraz da aşkla olacak. Boşanmış bir kadını canlandırdığınız için dizi çekilmeye başladığı günden beri sürekli sizin hayatınızla ilişkilendiriliyor.Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Çok feci sıkıldım bu konudan.Bunların sürekli yazılması artık suyunu çıkarmak oluyor.Halbuki bu hikayenin tamamı değil.Bu hikayede birçok şey oluyor.Sınıf farklılıklarının getirdiği sorunlar, hayal kırıklıkları ve farklı çevrelerden insanların yollarının çakışması.Maalesef sürekli olay gelip avukata dayanıyor.Bu diğer karakterlere, oynayan oyunculara da haksızlık. Ayla karakterinin güçlü ve hırslı kısmı size ne kadar benziyor peki? Karakterimle özdeşleşme yapmak istemiyorum.Sonuçta bu bir rol ben de o rolü en iyi şekilde canlandırmaya çalışıyorum.Tabi ki her role kendinizden bir şeyler de serpiştirirsiniz.Hiçbir şeye siyah beyaz bakmıyorum.Ama güçlü bir insan olduğumu düşünüyorum. Dizideki partneriniz Oktay Kaynarca'yla daha önce birlikte oynamış mıydınız? Oktay çok sevdiğim bir arkadaşımdır.Tiyatroda birlikte çalıştık kendisiyle.'Yedi Tepe İstanbul' da da birlikte oynadık.Ekranlarda kendini kanıtlamış, hayranları olan bir oyuncu.Sadece Oktay değil, birçok değerli isimle oynuyorum ve çok mutluyum. İzleyici 'Geniş Zamanlar' dizisinde kendinden ne bulacak size göre? Aslında herkesin beklentisini karşılamamız mümkün değil.Serdar Akar çok iyi bir yönetmen.İzleyici, hangi karakterle kendisini ne derece özdeşleştirirler bilmiyorum.Ama oyunculuğu ve yönetimiyle özenli bir yapım.Ancak bazı dizilerdeki gibi gündeme oturan ve tartışma konusu yaratan sansasyonel bir takım mevzular yok.İzleyici öyle birşey arıyorsa ona yanıt verecek birşey yok bu dizide. Bence bu kadar çok dizi olmamalı Ekranlarda çok fazla dizi olması konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu kadar çok dizi olmamalı.Başlayan bir dizi, soluk almasına fırsat verilmeden kaldırılmamalı.Sektör ve seyirci adına çok büyük saygısızlık.Böyle birşeye hiç kimsenin hakkı yok.Bu çok kolaycı yöntem.Yıllarını bu işe vermiş insanların rol aldıkları diziler birkaç bölümde yayından kaldırılıyor.Burada doğru düzgün politika izlenmeli.Manevi açıdan çok çirkin bir şey.Ekranda, 10 tane 20 tane dizi olur.Gerçekten incelikli bir şekilde hazırlanır ve böyle bir program içinde gider. Geniş Zamanlar' la kaç bölümlük anlaşmanız var? 13 bölümlük anlaşmamız var.Neler olur neler biter belli değil.Reytinglere bağlı.Ben şuna da çok karşıyım.Bir dizi tuttu, hadi 100 bölüm yapalım.Bir dizi vardır önünüze gelir 8 bölüm,15 bölümdür.Uzun diziler de tabi ki olur.Ama bir kaç tane...Bizimkiler gibi diziler olabilir.Seyircinin yastık altı hikayeleri gibi bir anlamı vardır.Ama her diziye böyle bakamazsın.Ciklet gibi uzadıkça uzatılıyor.Seyirci de sıkılıyor bu dizilerden.Uzun uzun Brezilya dizileri gibi...Bu tabi tamamen kanal yöneticilerinin politikası.Sonuçta herşey paraya dayanıyor. |
||