Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Antoine Laurent Lavoisier  (Okunma Sayısı 698 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 28, 2007, 08:11:03 ÖS »

(1743 -1794) Lavoisier yaşam döneminde oluşan iki devrimin paylaştığıbir kişidir. Devrimlerden biri, yüzyıllar boyunca "simya" adı altındasürdürülen çalışmaların, bugünkü anlamda, kimya bilimine dönüşmesidir.Lavoisier bu devrimin kahramanıdır. İkinci devrim, "1789 Fransızihtilali" diye bilinir. Lavoisier bu devrimin getirdiği terörünkurbanıdır.

Antoine-Laurent Lavoisier Parisli zengin bir ailenin çocuğu olarakdünyaya gelir. Daha küçük yaşında iken annesini yitiren Lavoisierbabasının yakın ilgi ve bakımıyla büyür; başlangıçta belki de onunetkisiyle hukukçu olmaya yönelir. Ancak bu arada uyanan deneysel bilimmerakı çok geçmeden bir tutkuya dönüşür.

Yirmibir yaşına yeni bastığında, Paris'in sokaklarını aydınlatma projeyarışmasında birinciliği alır, Fransız Bilim Akademisi'nce altınmadalya ile ödüllendirilir. Yirmibeş yaşına geldiğinde, özellikle kimyaalanındaki çalışmaları göz önüne alınarak Akademi'ye üye seçilir.

Bu arada hükümetin özel bir komisyonunda görevlendirilen genç bilimadamı, metrik sistemin oluşturulması, Fransa'nın jeolojik haritasınınçıkarılması gibi etkinliklerden tarımda verimin yükseltilmesine uzananpek çok uygulamalı bilim çalışmalarını düzenler. Ayrıca o sırada birtür abluka altında olan ülkesinin savunma ihtiyacı barutun üretimsorumluluğunu üstlenir.

Genç bilim adamı bu kadarla da yetinmez; ilerde yaşamını yitirmesineyol açan bir işe, ülkenin bozuk vergi sistemini düzeltme işine el atar.Ama tüm bu uğraşlarına karşın Lavoisier kendisini asıl ilgilendirenbilimden kopmamıştır; her fırsatta özel laboratuvarına çekilipdeneylerini sürdürmekten geri kalmaz.

Lavoisier bilim dünyasında en başta yanma olayına ilişkin geliştirdiğiyeni kuramıyla ün kazanır. Ne ki, kimya devrimini oluşturmada başkaönemli çalışmaları da vardır. Ayrıca, deneylerinde, özellikle ölçmeişleminde gösterdiği olağanüstü duyarlılık, kendisim izleyen yeni kuşakaraştırmacılar için özenilen bir örnek olmuştur. Kimya dil, mantıksaldüzen ve kuramsal açıklama yönlerinden bilimsel kimliğini Lavoisier'eborçludur. Tüm bu çalışmalarında ona büyük desteği eşi sağlar: deneyşekillerini çizer, yabancı dillerden kaynak çeviriler yapar, makale vekitaplarını yayıma hazırlar.

Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada Antik Yunanlılarınmaddeye ilişkin dört element (toprak, su, ateş ve hava) öğretisininyanı sıra yanmaya ilişkin flogiston kuramı geçerliydi. Bilindiği gibi,bir tahta ya da bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesnebir miktar kül bırakarak yok olur.

Yürürlükteki kurama göre, yanma, yanan nesnenin "flogiston" denen, amane olduğu bilinmeyen, gizemli bir madde çıkarması demekti. Odun kömürügibi yandığında geriye en az kül bırakan nesneler flogiston bakımındanen zengin nesnelerdi. Bilim adamlarının çoğunluk doyurucu bulduğu bukurama ters düşen kimi gözlemler de yok değildi. Bunlardan biri yanmaiçin havanın gerekliliğiydi. Bir diğeri, kurşun gibi madenlerin, erimederecesinde ısıtıldığında, yüzeylerinde oluşan "calx"ın, madenineksilen bölümünden daha ağır olmasıydı.

Aslında yanma olayını açıklamadaki güçlüğün bir nedeni gazlara ilişkinbilgi eksikliğiydi. 1756'da İskoç kimyageri Joseph Black "sabit gaz"dediği karbon dioksidi buluncaya dek bilinen tek gaz hava idi. İngilizkimya bilgini Joseph Priestley daha sonra deneysel olarak on kadar yenigaz keşfeder. Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, ilerdeLavoisier'in "oksijen" adını verdiği gazdır.

Priestley, oksijeni bulmasına karşın flogiston kuramından kopamaz.Üstün bir deneyci olan bu İngiliz bilim adamı, kuramsal yönden rakibiLavoisier ile boy ölçüşecek yeterlikte değildi.

Lavoisier yanma olayı ile 1770'lerin başında ilgilenmeye başlamıştı.Kapalı bir kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, oysakabı açtığında havanın içeri girmesiyle birlikte gazın ağırlığının azda olsa arttığını saptamıştı. Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığıbelliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu.

Lavoisier aradığı açıklamanın ipucunu bir kaç yıl sonra Priestley'leParis'te buluştuğunda elde eder. Priestley cıva oksit üzerindekideneylerinden söz ederken bulduğu "yetkin gaz"ın özelliklerinibelirtir. Lavoisier yayınlarının hiç birinde Priestley'e hakkı olanönceliği tanımaz; sadece bir kez, "Oksijeni Priestley'le hemen aynızamanda keşfetmiştik," demekle yetinir.

Doğrusu, oksijenin keşfinde öncelik Lavoisier'in değildi; ama bu gazıngerçek önemim ilk kavrayan bilim adamı oydu. Priestley'in deneylerinikendine özgü dikkat ve özenle tekrarlamaya koyulur. Belli miktardahavaya yer verilen bir kapta cıva ısıtıldığında, cıvanın kırmızı cıvaokside dönüşmesiyle ağırlık kazandığı, havanın ise aynı ölçüde ağırlıkyitirdiği görülür.

Lavoisier deneylerinde bir adım daha ileri gider: cıvadan ayırdığı cıvaoksidi (calx'ı) tarttıktan sonra daha fazla ısıtır; kora dönüşenkırmızı oksidin giderek yok olmaya yüz tuttuğunu, geriye belli sayıdacıva taneciğiyle, solunum ve yanma sürecinde atmosferik havadan dahaetkili bir miktar "elastik akıcı" kaldığını saptar. Elastik akıcıPriestley'in "yetkin gaz" dediği şeydi.

Lavoisier üstelik bu artığın ağırlığı ile cıvanın ilk aşamadakiısıtılmasından azalan hava ağırlığının da eşit olduğunu belirler.Dahası, cıva oksidin ısı altında cıvaya dönüşmesiyle kaybettiği ağırlıkile çıkan gazın ağırlığı denkti. Bunun anlamı şuydu: yanma, yanannesnenin flogiston salmasıyla değil, havanın etkili bölümüyle (yanioksijenle) birleşmesiyle gerçekleşmektedir.

Başta önemsenmeyen bu kuram, suyun iki gazın birleşmesiyle oluştuğunailişkin Cavendish deney sonuçlarını da açıklayınca, bilim çevrelerinindikkatini çekmede gecikmez. Cavendish deneylerinde, asitlerin metalüzerindeki etkisinden "yanıcı" dediği bir gaz elde etmiş, bunuflogiston sanmıştı. Ancak Priestley'in bir deneyi onu bu yanlışyorumdan kurtarır. Priestley, hidrojen ve oksijen karışımı bir gazıelektrik kıvılcımıyla patlattığında bir miktar çiyin oluştuğunugörmüştü. Aynı deneyi tekrarlayan Cavendish daha ileri giderekpatlamada "yanıcı" gazın tümünün, normal havanın ise beşte birinintüketildiğini, öylece oluşan çiyin ise an su olduğunu saptar.

Flogiston teorisi yıkılmıştı artık! Yeni teorinin benimsenmesi, kimibağnaz çevrelerin direnmesine karşın, uzun sürmez. Kimyada gecikenatılım sonunda gerçekleşmiş olur.

Lavoisier ulaştığı sonucu Bilim Akademisine bir bildiriyle sunar; nevar ki, tek kelimeyle de olsa Priestley, Cavendish, vb. deneycilerinkatkılarından söz etmez.

Lavoisier'in aslında ne yeni kimyasal bir nesne, ne de yeni kimyasalbir olgu keşfettiği söylenebilir. Onun yaptığı, başkalarının bulduğunesne ve olguları açıklayan, kimyasal bileşime açıklık getiren birkuram oluşturmak, kimyasal nesneleri adlandırmada yeni ve işler birsistem kurmaktı. 1789'da yayımlanan Traite Elementaire de Chimie adlıyapıtı, kendi alanında, Newton'un Principia'sı sayılsa yeridir. Birimodern fiziğin, diğeri modern kimyanın temelini atmıştır.

Lavoisier'i unutulmaz yapan bir özelliği de nesnelerin kimyasaldeğişimlerini ölçmede gösterdiği olağanüstü duyarlılıktı. Bu özelliğiona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye bilinen çok önemli bilimsel birilkeyi ortaya koyma olanağı sağlar. Lavoisier kimi kez kendi adıyla daanılan bu ilkeyi şöyle dile getirmişti:

Doğanın tüm işleyişlerinde hiç bir şeyin yoktan var edilmediği, tümdeneysel dönüşümlerde maddenin miktar olarak aynı kaldığı, elementlerintüm bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğinitartışılmaz bir aksiyom olarak ortaya sürebiliriz.

1794'de solunum üzerinde deneylerini yapmakta olduğu bir sırada,Lavoisier Devrim Mahkemesi önüne çağrılır. İki suçlamaya hedefolmuştur: (1) devrim karşıtı olarak karalanan aristokrasiyle ilişkisi;(2) vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin küçük birbölümünü laboratuvar deneyleri için harcamıştı).

Lavoisier'i kurtarmak için dostları mahkemeye koşmuştu, ama tanıkolarak bile dinlenmemişlerdi. "Yurttaş Lavoisier'in çalışmalarıylaFransa'ya onur sağlayan büyük bir bilgin olduğunda hepimiz birleşiyor,bağışlanmasını diliyoruz," dilekçesiyle başvuran günün seçkin bilimadamlarına yargıcın verdiği yanıt kesin ve çarpıcıdır: "Cumhuriyet'inbilginlere ihtiyacı yoktur!"

Galileo yaşamının son on yılını Engizisyon'un göz hapsinde geçirmişti.Lavoisier'in sonu daha acıklı olur: elli bir yaşında iken "devrim"adına kafası giyotinle uçurulur.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas