Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ali Kusçu  (Okunma Sayısı 530 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 28, 2007, 07:53:59 ÖS »

Ali Kuşçu
Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV. yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu...

Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu,XV. yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü TürkSultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiyeilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı KadızâdeRumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomidersi aldı.

Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’a gitti. Burada Hall-üEşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-iTecrîd adlı eserini yazdı.Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman'da eğitiminitamamladıktan sonra Uluğ Bey'e yardımcı ve rasathanesine müdür olmuştu.1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasankendisine büyük saygı gösterdi ve Fatih'le barış görüşmelerindeyardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan'ın sözcülüğünü yaptıktan sonraFatih'in davetiyle İstanbul'a geldi. XV. yüzyılın ilk yarısında,Semerkant, dünyanın en önemli bilim merkeziydi.
Uluğ Bey Rasathanesi, gök bilgisi araştırmaları için en doğru sonuçlarıalıyordu. Rasathanenin genç müdürü Ali Kuşçu, gece gündüz demedençalışıyor, bilimsel gerçeklere yenilerini katmak için uğraşıpdidiniyordu.

Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem değişmez kuralların, kanunların tespitedilmesine yarıyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuzyıla yakın bu işte çalışan Ali Kuşçu, bir gün ansızın her şeyi yüzüstübırakarak hacca gitmeye karar vermişti. Buna da sebep, en olmayacak birzamanda, sevgili hükümdarı Uluğ Bey'in 1449 yılında öldürülmesiydi.Gürgân tahtının bu bilgin ve kudretli hûkümdarı, kendi öz oğluAbdüllâtif'in ihânetine uğramıştı.

Uluğ Bey, Ali Kuşçu için bambaşka bir mânâ taşıyordu. Her şeyden öncehocasıydı. Ondan matematik ve astronomi dersleri almış, eserlerini uzunuzun incelemiş, sohbetlerinde bulunmuş, hâttâ Doğancıbaşısı olduğuiçin, adının ucundaki “Kuşçu” lâkabı bile böylece yadigâr kalmıştı.UluğBey, kendi kurduğu rasathaneye de müdür olarak Ali Kuşçu'yu lâyıkgörmüş, henüz tecrübesiz bir çağdayken bu dev rasathanenin başındakiçalışmalarda, ona bizzat yardımcı olmuştu. İşte Uluğ Bey'in bir ihanetekurban giderek öldürülmesi Ali Kuşçu'yu can evinden vuran bir olaydı.

Ali Kuşçu bu olayla çok kırıldı. Çoluk çocuğunu toparlayıp Tebriz'egeldi. Uzun Hasan kendisine o kadar saygı gösterdi ki, KonstantiniyeFâtih'i, bir devri kapayıp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfındaaracılık etmesini istedi. Genç Fâtih'in de bilgin olduğunu, bilginlerebüyük saygı gösterdiğini biliyordu. İstanbul'da olup bitenler, kuşkanadıyla Tebriz'e ulaşıyordu. Şiîlerin casusları ve habercileri yalnızpadişahın savaş niyetlerine ve hazırlıklarına dair haberlerulaştırmakla kalmıyorlardı.

Bunun üzerine Ali Kuşçu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan'ındileğini kırmayarak yol hazırlıklarını tamamladı. Semerkant'ta KızılElma olarak bilinen eski Bizantium'a ulaştı. Haberciler; onungeleceğini daha önceden saraya uçurmuşlardı. Huzura kabul edildiğizaman Osmanlı hükümdarından beklemediği kadar iltifat gördü. Çünkü,kendisinden önce, eserleri İstanbul'ca biliniyordu. Uluğ BeyRasathanesi'ndeki çalışmalarından, Semerkant'a aylarca uzak bulunanİstanbul'daki hükümdarın haberi vardı.

Osmanlı tahtında oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili,uyanık bir padişahtı. Âdet olan merasimle Uzun Hasan'ın elçisini kabuletmiş, dileklerini dinlemiş, ama hemen geri dönmesine izin vermemişti.Ondan, gelip artık batıya kaymış olan ilim merkezlerini aydınlatmasını,bilgisiyle İstanbul medreselerinde ilim heveslisi gençleriyetiştirmesini rica etti.

Bu teklif, Ali Kuşçu için beklenmedik bir iltifattı. Cefâlı olduğukadar şefkatli olduğunu da bildiği Fatih'in isteği, onun için emirdemekti. Ama, ahlâkı dürüst bir ilim adamı olduğunu şu sözlerle ispatetti: “Hünkârım izin verirlerse önce Tebriz'e döneyim. Çünkü buradabulunuşumun gerçek sebebi, Akkoyunlu Hükümdarı'nın elçisi olmaktır.Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârımın lütûfkâr davetini kabuletmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ulaştırdığımı, beni gönderen, banagüvenmiş olan insana bildireyim...”

Ali Kuşçu'nun bu mazereti, Fatih'e son derece akla yakın göründü.Padişah; iki şeye birden sevinmişti: Kuşçu, davetini kabul etmişti,gelip buradaki ilim öğrencilerini yetiştirecekti. İkincisi ise, sonderece mert ve ahlâklı bir insandı. Her haliyle, medreselerdeyetiştireceği gençlere örnek olacaktı. Bu sebeple, bir müddet dahamisafir ettikten sonra kendisine izin verdi.

Değerli matematik ve astronomi bilgini Ali Kuşçu, sözünü tuttu. İki yılsonra, ailesini de alarak Tebriz'den hareket etti. Osmanlıİmparatorluğunun sınırlarından karşılanarak ihtişam içinde İstanbul'agetirildi. Ölümüne kadar da gençleri yetiştirmekle uğraştı. Kuşçu’nunders vermeye başlamasıyla, İstanbul medreselerinde astronomi vematematik alanında büyük gelişme oldu.

Ali Kuşçu’nun İstanbul’a gelişi önemlidir; çünkü o zamana kadarİstanbul’da astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu,Osmanlılar arasında astronomi bilimini yaydı.


Ali Kuşçu 1474’te İstanbul’da vefat etti.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas