isminiz@yaramazadam.com
Sign up
Check e-mail
5 Halk Kahramanı
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  Yaramazadam > Yaramazadam YASAM-MUZIK-MEDYA > Biyografi- Biography > 5 Halk Kahramanı
 




Şu an bu konuyu görüntüleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 5 Halk Kahramanı  (Okunma Sayısı 85 defa)
Temmuz 14, 2008, 05:14:47 pm
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****

REP +1000/-1

Mesaj Sayısı: 1 582
Nerden: AnKaRaNıN yÜkSeK KeSiMlErİ
düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»








   
Ahmed Şah Mesud ( .... - 2001)

Afganistan'daki Taliban yönetimine karşı mücadelesiyle efsaneleşenAhmed Şah Mesud, Batı dünyasında romantik bir savaşçı imajıylatanınıyor. Mesud, 1979-1989 yıllarındaki Sovyet işgali sırasında doğumyeri Penşir Vadisi'nde verdiği mücadeleyle adını duyurmuştu. BaşkentKabil'in kuzeydoğusundaki bu stratejik noktayı koruması sayesinde adı'Penşir Aslanı'na çıktı. Sovyetler'in çekilmesinin ardından Moskovayanlısı hükümet 1992'de devrilirken, o Kâbil'e giren tanklardan birininüstündeydi. Şah Mesud, daha sonra Burhaneddin Rabbani hükümetindesavunma bakanlığı yaptı. Ancak mücahit gruplar birbirlerine girdiğindeişler değişti. 1996'da Taliban hareketi ortaya çıkıp başkenti elegeçirdiğinde Şah Mesud, yanına devrik lider Rabbani ve Afgan ordusunungeri kalanını alıp dağlara çekildi.

Şah Mesud 10 Eylül 2001 tarihinde iki taliban militanın tarafından öldürüldü.

AZINLIKLARIN TEMSİLCİSİYDİ

Bir subayın oğlu olan Tacik kökenli Şah Mesud, Özbek ve Hazaraazınlıkların desteğiyle muhalefeti örgütledi ve Taliban'ın kuzeyeilerlemesini durdurdu. Afganistan'da çoğunluğu oluşturan Paştunlardanoluşan Taliban'a karşı azınlıkların desteğine sahip. Ayrıca artık birdönemki düşmanı Rusya ile ittifak halinde. Çünkü Rusya Taliban'ın OrtaAsya'ya yayılmasından endişeli. 1996'dan beri Şah Mesud'undenetimindeki topraklar azaldı. Geçen yıl Baglan ve Takhar bölgesiniTaliban'a kaptırdı. Artık egemen olduğu tek bölge Badakistan.

Şah Mesud son dönemde özellikle Afgan muhalefetinin Avrupa ileilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. Efsanevi komutan, geçtiğimiz aylardaAvrupa'ya yaptığı ziyarette AB liderleri tarafından adeta 'kahramanlar'gibi karşılanmıştı.

__________________________________________________ _____________________

Nasreddin Hoca (1208 - 1284)


Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.

Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyüimamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. ÖnceSivrihisar'da medrese öğrenimi gördü. Babasının ölümü üzerine Hortu'yadönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid MahmudHayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi. İslam diniyleilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede dersokuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisineNasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçiminialmıştır.

Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisiyüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü niteliklerkazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıylatanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en azyetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birdengöründüğü bile vardır.

Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin,gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi vealay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülengülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışındananlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşamabiçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergibecerisini dile getirmiştir.

Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü,alaya alma, gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme,Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişleyumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz,uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgangibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuylaçelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğelerAnadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünceürünlerini oluşturur.

Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan bir gülmece odağı olarakortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylecehalk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur.

Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil,yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortayaçıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerindenbiriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar genellikle halk arasındageçer. Hoca, soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarınaya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenenSelçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur.

Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çokönce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timurgibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak,"kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergiyaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak kendini toplumun, halkınüstünde gören saray insanlarıdır.

Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkınduygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hocaeşeğinden ayrı düşünülemez. Onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte biryergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerindeatın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığakatlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresindeüretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar.

Bu konuda başka bir çelişki sergilenir. Gülmecede güldürücü öğe ileyerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyenköylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün"işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne miinanacaksın benimkine mi" demesidir.

Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları daönemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep BurdanGeçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığavurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi,Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.

Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İnciliÇavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerinduygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır.Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsüde gene halkın, Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.

-__________________________________________________ __________________________________


Köse Mihal ( .... - .... )

Uludağ eteklerinde, Harmankaya adı verilen Rum kalesinin tekfuru ikenMüslüman olup, Osmanlı Devletine büyük hizmetlerde bulundu. "MihalGazi" adıyla anılır. Evlat ve torunlarının da Osmanlı Devletine büyükhizmetleri vardır.

__________________________________________________ ____________________


Halil Nuri Yurdakul (1898 - 1970)

Halil Nuri Yurdakul Mazlumoğulları'ndan Kolağası Halil Efendi'ninoğludur. 1898 yılında Bor'da doğmuş, 1918'de harbiyeyi bitirmiştir.Mondros Mütarekesi yapıldığı sırada teğmen rütbesinde idi. Vatanıntehlikede olduğu o dönemde Milli Mücedele gizli teşkilatına girdi.Yakalanma tehlikesi karşısında maiyeti ile birlikte Anadolu'ya geçti.

Yunan kuvvetleri 22 Haziran 1920 tarihinde Ayvalık-Aydın hattında genelbir taarruza geçmişti. Beş tümen kadar olan bu kuvvet karşısındadirenebilmek çok güçtü. Nitekim kısa zamanda Bursa'yı ele geçirdiler.Milli güçler mahalli erattan meydana geliyordu. Onlar da düşmanınzulmünden çoluk çocuğunu daha içerilere kaçırma telaşına düştüler. Bubölgede henüz güvenilir kuvvetler yoktu. Gayret genç subaylaradüşüyordu. O tarihte XX. Kolordu Komutanı olan Ali Fuat Cebesoy "MilliMücadele Hatıraları" isimli kitabında şöyle yazıyor:

"Bozüyük'ten Bursa'ya kadar bölgeyi gözetleyecek gücümüz kalmamıştı.İlk icraat olarak Geyve'de bulunan 70. Alay'ın Karaköy'e getirilmesinive Karaköy Boğazı'nın müdafaa vaziyetine konulmasını düşünmüştüm. 70.Alay gelinceye kadar, müdafaa mevziinin keşfi için erkân-ı harpbinbaşısı Halis Bey'i oraya göndermiştim. Bu işler tamamlanıncaya kadarbirkaç gün geçecekti. Bu esnada düşmanla nasıl temas edilecek ve hangikuvvetle zaman kazanılacaktı?"

"70. Alay kumandanı Halit Bey, emir almak için Geyve'den yanımagelmişti. Fakat Bursa'dan ilerleyecek düşmanla meşgul olmak onun işideğildi. Mutlaka o saatte bir kuvvet bulmak lâzımdı. Bu sıradakarargahıma mülazım-ı sani (teğmen) Halil Nuri Efendi adında genç birzabit müracaat ederek Bozüyük'ten toplayacağı 20-30 tüfekli ilePazarcık'a gidebileceğini, oradaki Müdafaa-i Hkuk Cemiyeti ReisiYetimoğlu'nun yardımını evvelce sağladığını söyledi. Halil Nuri Efendi,bir taraftan düşmanla temas edinceye kadar İnegöl istikametindegideceğini diğer taraftan düşmanı Nazif Paşa mevkiinde oyalamak için dekafi miktarda kuvvet toplayabileceğini ileri sürüyordu. Bu genç vecesur zabiti Bo-züyüklüler de seviyordu. Muvafakat ettim. Derhalfaaliyete geçti. Ufak bir müfreze yaptı. Eğer kafi miktar silah bulmuşolsaydı müfrezenin mevcudu belki yüzü bulurdu. Halil Nuri Efendi aldığıemri tamamiyle ifa etti. Bir taraftan Nazif Paşa'daki müfrezesiniBozüyük ve Pazarcık'tan gelen müfrezelerle kuvvetlendirirken, diğertaraftan kendisi de İnegöl'e kadar ilerlemişti. Yunanlılar'in İnegöl'üişgal edecekleri güne kadar orada kalmıştı. Bundan sonra da NazifPaşa'daki müfrezesinin başına geçti."

Halil Nuri'nin düşmanı durdurduğunu öğrenen ve umumi vaziyeti bildirenraporunu dikkatle dinleyen Mustafa Kemal Paşa, yaveri Muzaffer KılıçBey'e dönerek, "Çocuk bir sigara ver. Bu çocuk vaziyeti kurtardı" demişve hemen Ankara'ya dönmüştür. Bu fedakârane hizmet meclis kürsüsündende dile getirilmiştir.

Harp tarihinde önemli yeri olan Halil Nuri, Sakarya'da yaralanmış vesavaştan sonra harbiyeye öğretmen olarak tayin edilmiştir. Bundan sonramuhtelif askeri görevleri sırasında çeşitli kültür hizmetleri ifaetmiştir.

Tasavvurlarını gerçekleştirmek için 1932 senesi sonlarına doğruNiğde'de bulanan 41. Alay'a yüzbaşı rütbesi ile tayinini yaptırır.Talebelik yıllarından beri Bor'da bir kütüphane kurmayı düşünmekte idi.Uzun müddettir topladığı kitaplarını kamyonlarla Bor'a getirtir.Belediye Meclis Salonu'na 5000 ciltlik ilk kütüphaneyi açar. Bununlakalmaz Altunhisar, Çukurkuyu, Kemerhisar ve Ulukışla'da da okumaodaları tesis eder.

Boş zamanlarında kar-kış demeden Bor'a koşar. Bir kaynaşma, bir uyanışsağlamak üzere konferanslar verdirir, spor kulübü, atış poligonu,arkeoloji müzesi, çocuk bahçesi ve köycülük bürosu kurar. Okullaratrampetler temin eder. Haftada bir gün milli oyunlar tertip eder. Borgençlik marşı için yarışma açar. Birinci gelen Talat Gün' ün şiiribestelenir.

Halil Nuri Yurdakul yalnız memleketine hizmet vermemiş, Erciş,Zincidere, Pozantı, Dörtyol'da da kitaplık, müze, yol açma, cami inşasıgibi birçok işlere ön ayak olmuştur.

1950 seçimlerinde Niğde Milletvekili olarak meclise girer. 1954 yılında Emekli Sandığı İdare Heyeti'ne getirilir.

Halil Nuri Yurdakul 28 Şubat 1970 tarihinde hayata veda etmiştir. Acıgöl Mezarlığı'nda metfundur.
Logged
Sponsor Baglantilar


Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Start | Sayfa 0 | Sayfa 1 | Sayfa 2 | Sayfa 3 | Sayfa 4 | Sayfa 5 | Sayfa 6 | Sayfa 7 | Sayfa 8 | Sayfa 9 | Sayfa 10
Yaramazadam | Powered by SMF 1.1.3.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
| Sitemap Arşiv2 Program Arşiv Program Arşiv Sağlık Sağlık Rehberi


Yaramazadam Çöl Atesi v3 by rallyproco